Tramvay sürücüsü...

Vatman,

Sürücü,
Tramvay sürücüsü.
Fransızca: wattman.
İngilizce: tram driver, motorman.
Vatman, tramvay ve metro gibi raylı taşıtların sürücüsüdür. Vatman, şehir içi toplu ulaşımda kullanılan tramvay ve hafif raylı sistem araçlarını güvenli, düzenli ve zamanında kullanmakla görevli kişidir. Raylı sistem sürücüsü olarak da bilinir.

Vatman, şehir içi raylı ulaşım sistemlerinde; tramvay, metro ve hafif raylı araçları kullanan, yolcu güvenliği ile sefer düzeninden sorumlu sürücüdür. Fransızca kökenli bir kelime olan vatman, elektrikli araçları süren kişi anlamında kullanılır. Tren sürücüsü olarak da bilinir. 

Tramvay veya metroyu güvenli şekilde kullanır, hız ve zaman yönetimini sağlar. Yolcuların iniş-binişlerini kontrol eder, trafik sinyallerine uyar. Araçtaki teknik arızaları tespit eder ve gerektiğinde ilk müdahaleyi yapar. Acil durumlarda merkezle veya yolcularla iletişimi sağlar. 
Vatmanlar, genellikle belediyelerin veya ulaşım şirketlerinin açtığı eğitim kurslarını başarıyla tamamlayarak bu pozisyona gelirler. Makinistlerden farkı, daha çok şehir içi ulaşımda görev almalarıdır.

Artık (yöresel)...

Artu,
Artık,
Artıh, artuh.
Bundan sonra,
Bundan böyle, daha, fazla.
Artıh, artık,
Artık, bundan böyle, daha.
Bartın - Zonguldak yöresinde halk dilinde artu sözcüğü; artık, bundan böyle anlamında kullanılmaktadır.

Artu sözcüğünün halk dilinde başka anlamı:
Yoğurt, süt ve ayranın genel adı (Ordu yöresi).

Açılmamış, sürülmemiş (toprak)...

Boz,
Gen,
Gort,
Kele,
Arus,
Bakir,
Malaz,
Kıraç arazi.
Bozan, Bozlak, Bozluk.
Sürülmemiş (toprak).
Sürülmemiş, boz tarla.
Açılmamış, sürülmemiş (toprak).
İşlenmemiş, boş bırakılmış tarla.

Boz sözcüğünün halk dilindeki diğer anlamları:
Açık toprak rengi.
Kül rengi.
Sarışın.
Bu defa, bu sefer.
Okumamış, olgunlaşmamış, basit adam.
Göz bebeğinde görmeye engel olan beyazlık, aksu.
Kurt.

Bir makinenin hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma ...

Fren,
Fransızca: frein,
İngilizce: brake, break.
İtalyanca: freno,
İspanyolca: freno.
Rusça: tormoz.
Latince: frein.

Frenler, mekanik, hidrodinamik veya elektriksel yollarla kinetik enerjiyi absorbe ederek etki yapar.
Bir makinenin hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma.
Bir makinenin, herhangi bir taşıtın hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma.
Bu mekanizmayı kullanarak taşıtın hızını kesmek veya taşıtı durdurmak.
Bir gidişi yavaşlatan veya durduran güç.
Gidişindeki aşırılığı önlemek.

Makinenin, herhangi bir taşıtın hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma.
Bir makinenin, otomobil, otobüs vb. gibi bir taşıtın hızını kesmeye ya da gerektiğinde onu durdurmaya yarayan düzenek.

Fren, motorlu taşıtlar, bisikletler ve çeşitli mekanizmalarda hareket halindeki aracı yavaşlatmak, güvenli bir şekilde durdurmak veya duran aracı sabitlemek için kullanılan mekanik, hidrolik veya elektriksel sistemlerin bütünüdür. Sürtünme kuvvetini kullanarak kinetik enerjiyi ısı enerjisine dönüştüren frenler, araç güvenliğinin en önemli bileşenidir. 

Fren Tipleri:
Frenler genellikle sürtünmeli veya elektromanyetik olarak sınıflandırılır.

Servis (Ayak) Freni: 
Hareket halindeki aracı yavaşlatmak veya durdurmak için kullanılan, hidrolik veya hava basınçlı sistem.
El Freni (Park Freni): 
Duran aracı sabitlemek için arka tekerlekleri kilitleyen mekanik sistem.
Motor Freni: 
Vites küçültülerek veya gazdan ayak çekilerek motor kompresyonu ile sağlanan yavaşlama. 
Fren sistemleri, sürüş güvenliği için düzenli bakım (balata kontrolü, hidrolik yağı kontrolü) gerektirir. 

Dalkavukluk etme, birinin her yaptığını onaylama ...

Tekapu,
Farsça bir kelime.
(Farsça, tek a puy),
Yağcılık,
Eteklemek,
Dalkavukça davranış, 
Şaklabanlık, 
Kemik yalayıcılık, 
Yalakalık, 
Yalpaklık, 
Huluskarlık.
Yaltaklanmak,
Yağ çekmek,
Dalkavukluk etme, birinin yaptığı her işi onaylama.
Dalkavukluk etme, birinin her dediğini, her yaptığını onaylama.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ