Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan birtakım maddeler elde edilen çok yıllık bir bitki...

Ada soğanı,

Adasoğanı,
Aksoğan.
Deniz soğanı, 
Ayı soğanı.
Yaban soğanı.
İngilizce: sea onion, squill, medicinal squill,
Fransızca: oignon marin, scille maritime,
Almanca: echte Meerzwiebel, 
Latince: Urginea maritima.

Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan bir takım maddeler elde edilen bir bitki.
Zambakgiller (Liliaceae) familyasından, sahillerde yaygın olan, büyük soğanlı, çok yıllık, otsu, beyaz çiçekli, soğan ve yaprakları zehirli olan bir bitki. 
Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan bir takım maddeler elde edilen, beyaz, mavi, pembe ya da eflatun çiçekler açan çok yıllık, soğanlı bir bitki.
Yapısında sillirosit adlı bir glikozit bulunan, kötü kokulu ve kalbin durmasına bağlı olarak ölüme neden olan çok yıllık bir bitki türü.
Ada soğanı (Drimia maritima), Kuşkonmazgiller (Asparagaceae) familyasından bir bitki türüdür (squill).

Zambakgiller familyasından, soğanından eczacılıkta kullanılmak üzere birtakım maddeler elde edilen, çeşitli renklerde güzel çiçekli, şerit halinde koyu yeşil yapraklı süs bitkisidir. Yaprakları uzun şerit şeklinde, çiçekleri yeşil ve beyaz damarlı, acı ve zehirli çok yıllık bitkidir. 

Akdeniz ve Ege bölgelerinin kumlu, kurak yerlerinde yetişen çok yıllık ve otsu bu bitki yaklaşık 1-1,5 metre boyuna kadar uzayabilir. Uzun, şerit şeklinde etli yaprakları ve yaz sonunda açan beyaz, yıldız şeklindeki çiçekleri vardır. Toprak altında oldukça iri, kat kat ve etli bir soğanı bulunur.

Bitkinin hem soğanı hem de yaprakları zehirlidir. İçerdiği glikozitler (silirosit gibi) kontrolsüz tüketildiğinde ciddi zehirlenmelere ve kalp durmasına yol açabilir. 
Halk arasında soğanının kapı eşiklerine asılmasının haşereleri uzak tuttuğuna inanılır. 

Dikkat: Ada soğanı kesinlikle doğrudan yenmemelidir.
Soğan ve yaprakları zehirlidir. O yüzden uzman doktora danışılmadan kulaktan dolma bilgilerle kullanılmamalıdır.

Ördekgiller familyasından orta büyüklükte çok renkli bir ördek türü...

Mandarin,
Mandarin ördeği,
Latince: Aix galericulata,
Çince: Yuan yang,
Portekizce: mandarine.
Ördekgiller familyasından orta büyüklükte çok renkli bir ördek türüdür.
Yaklaşık olarak 40–50 cm uzunluğunda, 65–75 cm kanat açıklığında olan bir ördek türüdür. Erkek ve dişi arasında oldukça belirgin tüy rengi farkı vardır. 

Erkekler göz alıcı ve çeşitli renkleriyle oldukça dikkat çekiciyken, dişiler oldukça sıradan tüylere sahiplerdir. Yetişkin erkekler çizgili ve oldukça belirgin şekilde tanınabilen kuşlardır. Kırmızı bir gagası, geniş yarımay biçimli beyaz göz çerçeveleri, kırmızımsı bir yüzü, yanakları vardır. Göğsü, iki dikey beyaz şeritle bölünmüş mordur. Yan tarafları kırmızımsıdır ve sırta doğru turuncular içerir. Dişiler Carolina ördeğinin dişilerine benzerdir; göz etrafında ve gözün arkasından sırta kadar uzanan beyaz şeritleri vardır, alt kısımlar daha soluktur ve yan taraflar beyaz çizgilidir. Gagasının ucu soluk renklidir.

Yabani hayatta Mandarin ördekleri, sığ göllerin yakınındaki kalabalık koruluklar, çalılar ya da küçük havuz bitkilerin yakınlarında yaşarlar. 
Asya'da bulunanlar kışları Çin'in doğusuna ve Japonya'nın güneylerindeki ovalara göç ederler.

Mandarin ördeği, koleksiyoncular tarafından kaçırılmakta ve 20. yüzyıldaki yabani nüfusları İngiltere'de belirlendiğine göre 100 çift dolayındadır. Büyük koruma anlaşmalarına rağmen, bu kuşlar Birleşik Krallık'ta burada doğal olarak bulunmadığından dolayı korunmamaktadır.

Mandarin sözcüğünün başka anlamları:
Çin’de bürokrat sınıfına mensup kişi.
Çin’de seçkin yönetici kişi.
Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad.

Kumaş, halı, kilim vb.nin kenarına makine ile yapılan sıkı, zikzaklı dikiş...

Overlok,
Örme dikiş,
Zikzaklı dikiş.
Overlok dikişi,
İngilizce: overlock.
Overlok; Örme kumaşların birbirine dikilmesinde ve iplikleri atan kumaşların kenarlarının bastırılmasında kullanılan, hem alttan hem üstten dikerek iplik ve kumaşı kilitleyen dikiş tipi.
Kumaş kenarına makineyle yapılan sık sürfile dikişi.
Değişik kumaş çeşitlerine ve işlemlere göre farklı tipleri bulunan; sürfile, temizleme, birleştirme amacıyla kullanılan dikiş makinesinde gerçekleştirilen işlem.
Kumaş, halı, kilim vb.nin kenarına makine ile yapılan sıkı, zikzaklı dikiş.

Overlok, tekstil ürünlerinde kumaş kenarlarının sökülmesini engellemek ve temiz bir görünüm elde etmek amacıyla yapılan bir dikiş türüdür. Kumaşın kesilen kenarlarındaki ipliklerin atmasını ve dikişlerin sökülmesini engeller. Klasik dikiş makinelerinden farklı olarak, profesyonel overlok makineleri kumaş kenarındaki fazlalıkları bir bıçak yardımıyla keserken aynı anda örme dikiş yapar.
Örme yapısı sayesinde penye gibi esnek kumaşlarda dikişin patlamasını önler.
Tişört, pantolon ve ceketlerin iç kenarlarında standart olarak kullanılır. 
Halı, kilim ve battaniye kenarlarının saçaklanmaması için overlok çekilir.
Overlok, kumaş, halı, kilim vb. ürünlerin kenarına makine ile yapılan sıkı ve zikzaklı dikiştir. 

Overlok:
(Kesilecek kumaşları) üstüste koyup kilitleme.
Kumaşın kenarlarını hem keserek (çıkan iplikleri, yamuk kesimleri) düzeltip, hem de dikerek sökülmesini engelleyen makine.

Otomobillerde kondansatör görevini yapan parça...

Meksefe,
Arapça: miksefe.
Kondansatör.
Otomobillerde kondansatör görevini yapan parça.
Arapça, kesifleştirici, yoğunlaştırıcı anlamına gelen maksafeat kelimesinden 20. yüzyıldan kalma teknik bir terim olan meksefe sözcüğü kullanılmaktadır. Meksefe, özellikle klasik ateşleme sistemine sahip araçlarda distribütör içinde platinle birlikte çalışan, yüksek voltajı depolayıp platin uçlarının meme yapmasını (aşınmasını) önleyen ve ateşleme bobini verimini artıran kritik bir elektrik bileşenidir. 

Motorun düzgün çalışması ve ateşleme için gerekli kıvılcım gücünü sağlar. Platin üzerindeki kıvılcımı sönümleyerek platinin ömrünü uzatır ve ateşleme bobininin daha yüksek voltaj üretmesine yardımcı olur.
Meksefe arızalandığında platin çabuk aşınır, araç zor çalışır, rölanti bozulur, hızlanmada performans düşer ve yokuşlarda çekişten düşer.

Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi...

Tip,
Nümune,
Tür, çeşit.
Fransızca: type, caractère,
İngilizce: type,
Almanca: typ, typen.
Latince: typus.
İlgi çekici, değişik (kimse).
Benzerlerinin ana özelliklerini kendinde topladığı için örnek olarak ele alınan birey.
Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi.
Bir topluluktaki belirli özellikleri taşıyan bir kimseyi, bilinen kalıplar içinde yansıtan oyun kişisi.
Aynı cinsten bütün varlıkların veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendinde toplayan örnek.
İnsanları genellemesine yansıtan, kendine özgü kişiliği olmayan, daha çok bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi.
Kişileştirme işleminde genel olarak ele alınan oyun kişisi.
Hikaye, roman, tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebî eserlerde kişi kadrosu içinde yer alan ve belli bir düşüncenin, topluluğun zihniyetini ve ideolojinin temsilciliğini yüklenen kişi.
Sınıflandırmada bir temel olarak kullanılan ve geniş sayıda bireyleri kapsayan karakterler topluluğu; yeni bir cins ya da tür olarak tanımlanan esas birey.

Tip sözcüğünün başka anlamları:
Görüntü, sima.
Pancar.
Turp.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ