Kesilmiş hayvanın yürek, karaciğer, böbrek, işkembe, beyin, vb. iç organlarıyla baş ve ayakları...

Sakatat,
Arapça: sakatat,
Kesilmiş hayvanın ciğer, işkembe gibi iç organlarıyla baş ve ayakları, hayvanların, etin dışında kalan kısımları, iç organları (yürek, böbrek, karaciğer, işkembe, beyin, dil, baş ve paça). Kasaplık hayvanların baş ve ayakları, karaciğer, beyin, böbrek, dil, işkembe vb. yenebilen iç organları.

Sakatat, kesimi yapılan büyükbaş veya küçükbaş hayvanların kas ve et kısımları dışında kalan, yenebilen iç organlarına, baş ve ayaklarına verilen genel isimdir.
İnek, dana, sığır, koyun vb. küçükbaş veya büyükbaş olarak nitelendirilen hayvanların kasları birbirinden ayrıldıktan sonra kalan, insanların tüketebileceği vitamin, protein ve mineral bakımından zengin olan besinlere verilen genel addır.

Küçük ve büyük baş hayvanların kaslarından elde edilen etleri dışında kalan böbrek, işkembe, ciğer gibi iç organlarına ve ayak, baş, kuyruk gibi kasaplık olmayan kısımlarına genel olarak sakatat ismi verilir.
Sıklıkla tüketilen ve kullanılan sakatat çeşitleri şunlardır: 
Ciğer, yürek, böbrek, dalak, uykuluk, işkembe, kelle, bağırsak (mumbar/kokoreç),  paça (ayaklar), beyin ve dil.

Sakatat, Türk mutfağı kadar Yunan, Fransız, İspanyol, İtalyan ve Uzak Doğu mutfaklarında çok yaygın olarak kullanılır. Lezzet açısından olduğu kadar içerdiği protein, mineral ve vitaminler açısından çok değerlidir.

Kuzudan elde edilen ince bağırsağın en yaygın kullanım alanı kokoreçtir. Kokoreç ızgara yapılabileceği gibi domates ve biberle tavası da yapılır. Kalın bağırsak ise bumbar dolmasıyla ünlüdür. Hayvanın baş derisinin yüzülmesiyle elde edilen kelle, bol kekikli söğüş olarak yenir. Beyin ise söğüş, salata ve un ve yumurtaya bulanarak tava olarak yapılır. Dil, söğüş olarak yenilebileceği gibi fümesi de çok lezzetli olur. Çok yüksek oranda kolesterol içerdiğinden kalp ve damar hastalarının dikkatli tüketmeleri gerekmektedir.

Osmanlı Devleti'nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi...

Vakanüvis,
Vakanüvisi,
Şehnameci ya da şehnamenüvis de aynı manada kullanılmıştır.
Vakanüvis, zuhur eden olay, hadise ve durumları yazan manasına gelir.
Osmanlı Devleti’nde zamanın olaylarını kaydetmekle görevli resmi devlet tarihçisi,
Osmanlı Devleti'nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi.
Osmanlı İmparatorluğu'nda devlet tarafından görevlendirilen resmi devlet tarihçileridir.
Resmi olarak ilk vakanüvis Halepli Mustafa Naima Efendi olup meşhur tarihini Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa’nın emriyle yazmıştır. Vakanüvisler, genellikle üst düzey devlet görevlileri, nişancılar veya müderrisler arasından seçilirlerdi. Son vakanüvis ise 1909 yılından saltanatın kaldırılmasına kadar olan sürede memurluk eden Abdurrahman Şeref idi.

Dönemin siyasi, sosyal ve kültürel olaylarını tarafsız ve ayrıntılı bir şekilde resmi devlet arşivlerine kaydetmekle yükümlüydüler. Tarih yazımında kullanılmak üzere fermanlar, antlaşmalar, mektuplar ve savaş günlükleri gibi belgeleri derlerlerdi.

Büyük balık ağı...

Irıb,
(Irıp),
Iğrıp,
Rumca: ıripos,
Büyük balık ağı.
İnce delikli balık ağı.
Iğrıp denen balık ağı.
Balık tutmak için atılan büyük ağ.
Kenarlarına ağırlık bağlanmış büyük balık ağı.

Derin sularda balık avlamak için kullanılan büyük ağ.
Eski kaynaklarda balık avlama gemisi olarak da geçer.
Deniz veya göl dibine yakın yüzen balıkları avlamak amacıyla kullanılan, ortasında büyük bir torbası bulunan devasa bir kıyı sürütme ağıdır. Genellikle ortalama 100 metre uzunluğunda ve 15 metre derinliğinde kör ağlardan imal edilir. Ağın üst kısmında su yüzeyinde kalmasını sağlayan mantarlar, alt kısmında ise dibe batmasını sağlayan kurşun ağırlıklar yer alır. Ortasında ise balıkların toplandığı 3-4 kulaç uzunluğunda derin bir torba (hazne) bulunur.
Akıntının olmadığı göllerde, iç sularda veya sahili taşlık olmayan, kumsala sahip düz kıyı şeritlerinde tercih edilir. Manyat ve tarlakoz gibi ağ türleri de bu sınıfa girer.

Irıp, sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Yetenek.
Duzak, hiyle.
Yalan, düzen.
Sözde neden.
Usul, düzen, oyun.
Alet edevat takımı.
Bez dokuma tezgahı.
Değiş tokuş edilen eşya.
Yol, yöntem, teknik, metod.
Yöntem, tutulması gereken yol.
Yalan, hile, düzenbazlık, aldatma.

Afrika papatyası olarak da bilinen çiçek...

Gerbera,

Gerbera çiçeği,
Transvaal daisy (Jerbera).
Afrika papatyası,
Papatyagiller (Asteraceae) familyasına ait, canlı renklere ve büyük, gösterişli çiçek başlarına sahip, çok yıllık popüler bir otsu bitki türüdür. Çoğunlukla kesme çiçek aranjmanlarında, buketlerde ve dekoratif saksı bitkisi olarak kullanılır.

Afrika papatyası olarak da bilinen çiçek, Asteraceae familyasına ait, parlak renkli çiçekleriyle bilinen bir bitki cinsidir. Genellikle bahçe bitkisi ve kesme çiçek olarak kullanılır. 

Derin yeşil yaprakların ortasından uzayan,tüylü ve yapraksız uzun sapların ucunda dev bir papatyayı andıran çiçekler açar. Kırmızı, pembe, sarı, turuncu, beyaz ve mor gibi çok geniş ve canlı bir renk yelpazesi bulunur. Genellikle kokusuzdur. 
Doğrudan güneş ışığı yerine, filtrelenmiş aydınlık (tül arkası) ve yarı gölge ortamları sever. Havadar ve cereyandan uzak ortamları tercih eder. Toprağı her daim hafif nemli kalmalı ancak saksıda su birikmesine (kök çürümesine) izin verilmemelidir.

Çeşitleri:
Standart, Minyatür (Germini) ve Taç yaprakları kıvrık olan (Spider/Örümcek) gibi farklı çeşitleri vardır. Gerbera çiçeği genel olarak neşe, masumiyet, saflık ve pozitif enerji ile ilişkilendirilir.
Kırmızı Gerbera: Sıcaklık, dostluk ve samimiyet.
Beyaz Gerbera: Saflık ve masumiyet.
Pembe Gerbera: Sevgi ve arkadaşlık.

Çıkma, ileri gelme...

Neşet,
Arapça: neşet,
Çıkma, ileri gelme.
İleri gelme, kaynaklanma.
Neşet, Arapça kökenli bir kelimedir.
Meydana gelme, oluşma anlamına gelir.
Çıkma, çıkıp yetişme, meydana gelme.
Çıkma, ileri gelme, ortaya çıkma, doğma.
Bir olayın başlangıcını veya bir şeyin var oluşunu ifade eder.

Neşet etmek:
Doğmak, ileri gelmek.
Kaynağını bir yerden almak, doğmak.
Doğma, meydana gelme, ortaya çıkma, ileri gelme veya bir kaynaktan fışkırma.

Ayrıca 18. yüzyılda yaşamış Mevlevi şairi Neşet Efendi ile ilgilidir. Bir diğer, "Bozkırın Tezenesi" olarak bilinen büyük halk ozanı Neşet Ertaş ile ilgilidir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ