Sporlu bitkilerde, özellikle mantarlarda, su yosunlarında görülen, bir veya birkaç hücreden oluşmuş organ...

Kist.
Yunanca: kyste,
Fransızca: kyste.
İngilizce: cyst.
Sporlu bitkilerde, özellikle mantarlarda, su yosunlarında görülen, bir veya birkaç hücreden oluşmuş organ.
İçi koloit, yağ vb. sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu 20 mm'den küçük patolojik torba, kitle.
Tek hücrelilerin veya çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlarda veya çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül.
İçinde sıvı veya yarı katı madde bulunan iç yüzeyi epitelle döşeli normal dışı oluşum. 
İçi su, irin veya vücuda yabancı canlı küçük organizmalarla dolu bir çeşit ur.
İçi koloit veya yağ gibi sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torbaiçi kaloit veya yağ gibi sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba.

Kist, vücudun farklı doku veya organlarında meydana gelen, içi genellikle sıvı, hava veya yarı katı maddelerle dolu, zarla çevrili kapalı keseciklere verilen isimdir. Çoğunlukla iyi huyludur ve genellikle kendiliğinden veya tıbbi müdahale ile geçer. Tümörler ise hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasıyla meydana gelen katı doku kitleleridir ve kanser riski taşıyabilirler. Kötü huylu tümörler kanser olarak adlandırılır. Hızlı bir şekilde yayılabilir ve şiddetli belirtilere neden olabilir.

Kist sözcüğünün başka anlamları:
Kimdir? manasına soru edatı.
Bazı parazitlerin yaşam döngülerinin bir bölümüne verilen ad.
Kuzeydoğu Gürcistan'ın Pankisi Vadisinde yaşayan bir halk.

Kaza ya da başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe...

Potkal,

İtalyanca: boccale, bocal.
Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe.
Kazaya uğrayan veya bir olayla karşılaşan bir gemiden, karadakilere haber vermek amacıyle içine mektup konarak denize atılan şişe.
Gemilerden denize bırakılan ve içinde mektup bulunan bir şişedir.

Kazaya uğrayan veya acil durumdaki gemilerde, içindekilerin durumunu bildiren notların yazılıp denize bırakıldığı ağzı mühürlü şişelere verilen isimdir. Genellikle kazazede denizciler tarafından yardım çağrısı veya veda mesajı iletmek amacıyla kullanılır. Potkal, kaza veya önemli olayları karadakilere bildirmek amacıyla kullanılır.

İtalyanca kökenli bu kelime, olup denizcilikte acil durumlarda iletişim sağlamak için tercih edilir. Mektupların yanı sıra çeşitli mesajlar veya belgeler de potkal içine yerleştirilebilir.
Potkal sözcüğünün başka anlamları:
Cam, pişmiş toprak veya seramikten yapılmış, kulplu, ağzı gövdesine göre dar ve oluklu, genelde su, şarap ve bira konan kap.
Mecazi ve edebi anlamda "şişe içindeki gizli mektup" metaforunu ifade eder.

Boğa, tosun...

Kele,
Boğa.
Sevir,
Tosun,
Ganker,
Arapça: sevr,
İngilizce: bull,
Fransızca: taureau,
Almanca: stier, bulle.
İtalyanca: toro,
İspantolca: toro,
Yunanca: tavros,
Macarca: bika,
Bazı yörelerimizde boğa, tosun için halk ağzında kele denmektedir.
Boğa ve tosun, genellikle sığır cinsi büyükbaş hayvanların erkek olanlarını tanımlamak için kullanılan iki farklı terimdir. Aralarındaki temel fark yaş ve üreme (damızlık) özellikleridir. Danalıktan yeni çıkmış, henüz üreme olgunluğuna yeni erişmiş veya ergenlik çağındaki erkek hayvanlara tosun denir. Tosun kelimesinin anlamı 15 aylık ve 2 yaş arasında olan erkek inek yavrularına denir. Boğa kelimesinin karşılığı ise 2 yaşını geçmiş erkek sığırlara denmektedir. Bir ile üç yaş arasında bulunan, damızlık burulmuş erkek sığırlara boğa denir.

Öküz:
Üreme yeteneği elinden alınmış, hadım edilmiş erkek sığırlara öküz denir.

Kele sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Daha çok kadınların kullandığı bir hitap sözü.
Ayol, hey, yahu anlamında kullanılan ünlem.
Kız ya da kadın çağırma ünlemi.
Ayol, yahu anlamında ünlem.
Büyük ve onurlu.
Sürülmemiş tarla.
İyi, değerli.
Güzel, iyi.

Gemi ve tekne yapımcılığında kullanılan, güverte kaplamalarının birbirine bittiği yerlerde oluşan açıklık veya çizgi...

Armoz,
(Armuz),
Sokra,
Rumca: armos,
Yunanca: armos.
İngilizce: seam, joint,
Motor ve kayıkta iki kaplama arasındaki boşluk.
Gemilerde yan yana getirilmiş kaplama tahtalarının birleştikleri yer.
Gemilerde güverte kaplamalarının birbirine bitiştiği yerde meydana gelen açıklık, sokra.
Güverte tahtalarının yan yana vaz olunmalarından dolayı beyinlerinde hasıl olan aralıklardan her biri.
Güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşan çizgi anlamına gelir.
Alabanda kaplamaları ya da güverte tahtalarının yan yana gelmeleri sonucunda oluşan çizgi biçiminde aralık.
Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşan çizgi.
Teknede levha ve kaplama sıraları ile güverte döşeme tahtalarının birleştirilmesinde aralarında oluşan boylamasına çizgi olarak açıklanır.

Armoz sözcüğünün başka anlamları:
Sandal veya kayık iskeletinin bir teki.
Motor ve kayıkta iki kaplama arasındaki boşluk.
Fıçı yapımında her bir tahtanın ucunda bulunan pah da armoz olarak adlandırılır.
Ayrıca, sandal veya kayık iskeletinin bir teki ve motor ve kayıkta iki kaplama arasındaki boşluk olarak da kullanılabilir. 
Fıçının her tahtasının ucunda bulunan pah.

Kesilmiş hayvanın yürek, karaciğer, böbrek, işkembe, beyin, vb. iç organlarıyla baş ve ayakları...

Sakatat,
Arapça: sakatat,
Kesilmiş hayvanın ciğer, işkembe gibi iç organlarıyla baş ve ayakları, hayvanların, etin dışında kalan kısımları, iç organları (yürek, böbrek, karaciğer, işkembe, beyin, dil, baş ve paça). Kasaplık hayvanların baş ve ayakları, karaciğer, beyin, böbrek, dil, işkembe vb. yenebilen iç organları.

Sakatat, kesimi yapılan büyükbaş veya küçükbaş hayvanların kas ve et kısımları dışında kalan, yenebilen iç organlarına, baş ve ayaklarına verilen genel isimdir.
İnek, dana, sığır, koyun vb. küçükbaş veya büyükbaş olarak nitelendirilen hayvanların kasları birbirinden ayrıldıktan sonra kalan, insanların tüketebileceği vitamin, protein ve mineral bakımından zengin olan besinlere verilen genel addır.

Küçük ve büyük baş hayvanların kaslarından elde edilen etleri dışında kalan böbrek, işkembe, ciğer gibi iç organlarına ve ayak, baş, kuyruk gibi kasaplık olmayan kısımlarına genel olarak sakatat ismi verilir.
Sıklıkla tüketilen ve kullanılan sakatat çeşitleri şunlardır: 
Ciğer, yürek, böbrek, dalak, uykuluk, işkembe, kelle, bağırsak (mumbar/kokoreç),  paça (ayaklar), beyin ve dil.

Sakatat, Türk mutfağı kadar Yunan, Fransız, İspanyol, İtalyan ve Uzak Doğu mutfaklarında çok yaygın olarak kullanılır. Lezzet açısından olduğu kadar içerdiği protein, mineral ve vitaminler açısından çok değerlidir.

Kuzudan elde edilen ince bağırsağın en yaygın kullanım alanı kokoreçtir. Kokoreç ızgara yapılabileceği gibi domates ve biberle tavası da yapılır. Kalın bağırsak ise bumbar dolmasıyla ünlüdür. Hayvanın baş derisinin yüzülmesiyle elde edilen kelle, bol kekikli söğüş olarak yenir. Beyin ise söğüş, salata ve un ve yumurtaya bulanarak tava olarak yapılır. Dil, söğüş olarak yenilebileceği gibi fümesi de çok lezzetli olur. Çok yüksek oranda kolesterol içerdiğinden kalp ve damar hastalarının dikkatli tüketmeleri gerekmektedir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ