Füsun,
Efsun,
Afsun,
Büyü.
Tılsım,
Bağı,
Arapça: sihr, sehr.
İngilizce: magic.
Bir şeyin insan üzerinde bıraktığı, onu şiddetle hükmü altına alacak kadar kuvvetli etki, karşı konulamaz çekicilik; afsun, efsun, füsun, sihir.
Büyücü:
Çok güzel göz.
Cadı kazanı:
Dedikodunun, fesadın çok olduğu yer.
Büyü kelimesinin halk dilinde başka anlamları:
İri ve zehirli örümcek.
Fransızca: magie,
Almanca: magie, zauber.
İnsan ve tabiatla ilgili olarak, birtakım gizli güçlerle insan geleceği üzerinde etkiler yapma, yönlendirmede bulunma gibi işlem ve davranışlara verilen genel ad; afsun, efsun, füsun, sihir.Bir şeyin insan üzerinde bıraktığı, onu şiddetle hükmü altına alacak kadar kuvvetli etki, karşı konulamaz çekicilik; afsun, efsun, füsun, sihir.
Birtakım doğaüstü güçler, gizemsel sözler, kutsal sayılan nesneler aracılığıyla insanları, doğayı, doğa yasalarını etkilemek için büyücülerce belli kurallar ve uygulamalara dayanarak yapılan verimsiz boş eylem ve işlemler.
Cin gibi manevi varlıklar aracılığı ile insan veya başka varlıklar üzerinde etki meydana getirme işi.
Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, sihir, füsun, bağı.
Büyücü:
Çok güzel göz.
Huysuz, çirkin, ihtiyar kadın.
Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak.
Avrupa'da putperestlik çağından beri gelen bir inanca göre, şeytanın gücünü kullanarak büyü yolu ile insanlara kötülük eden, felaketler getiren kadın. Bu batıl inanç yüzünden birçok yaşlı masum kadın, cadı diye Hristiyanların kurduğu Engizisyon mahkemeleri kararıyla yakılmıştır.
Avrupa'da putperestlik çağından beri gelen bir inanca göre, şeytanın gücünü kullanarak büyü yolu ile insanlara kötülük eden, felaketler getiren kadın. Bu batıl inanç yüzünden birçok yaşlı masum kadın, cadı diye Hristiyanların kurduğu Engizisyon mahkemeleri kararıyla yakılmıştır.
Cadı kazanı:
Dedikodunun, fesadın çok olduğu yer.
İri ve zehirli örümcek.
Böğ,