Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum ...

Çivi,
Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
Kalkan Balığı,
Bilimsel adı: Psetta maxima,
İngilizce: turbot.
Fransızca: turbot, 
Almanca: steinbutt.
Latince: psetta maxima.
Rhombus maximus.

Pleuronectidae familyasına ait bir balık türüdür ve bu familyada yaklaşık 30 tür bulunmaktadır.
Kalkan balıkları, yassı balıklar takımına dahil edilir ve bu takım, dil balığı, mezgit ve diğer yassı balıklar gibi farklı türleri içerir. Kalkan balığı, simetrik olmayan ve yassı bir vücut yapısına sahiptir. Bu ilginç vücut yapısı, kalkan balıklarının deniz tabanında yaşamasına ve avcılardan korunmasına olanak tanır. Kalkan balıklarının en belirgin özelliği, gözlerinin vücutlarının aynı tarafında olmasıdır. Bu özellik, larval dönemde gözlerin bir taraftan diğer tarafa göç etmesiyle meydana gelir. Kalkan balıklarının boyutları türe bağlı olarak değişir ve ortalama olarak 20 ila 70 cm arasında olabilir. Gövdesi kalkan biçiminde, derisinin üzerinde çivi denilen düğme gibi kemikler bulunan, alt çenesi sivri, ağzı eğik, gözleri sol tarafta, çok makbul, beyaz etli, büyük yassı balık. Kalkan balığı, kumlu sığ sularda yaşayan, yassı biçimli Akdeniz, Karadeniz, Baltık Denizi'nde yaşayan bir balık türüdür. 

Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy, Karadeniz kıyısında kalkan balığının en yoğun bulunduğu ve avlandığı önemli merkezlerden biridir. Kıyıköy liman çevresinde ve çevresindeki Karadeniz sularında bolca avlanır. Kıyıköy'de balıkçılık çok yaygındır ve kalkan en çok tüketilen/avlanan türlerden biridir. Şubat başı ile mayıs sonu arası, en iyi ve kalkanın en verimli av zamanıdır.

Kaya Kalkanı: 
Sinop ve Samsun yörelerinde daha çok kaya kalkanı türüne rastlanır. Kalkan balığı, Karadeniz'in yanı sıra Marmara, Ege ve Akdeniz'de 20-70 metre derinliklerde yaşar. 

kırsal yerleşme tipi ...

Oba,
Oymak,
Konak yeri,
Yaz otlağı,
Göçebelerin konak yeri.
Birkaç köyün gittiği yayla.
Yaylada çadır kurulan bölge.
Yazın hayvanlarla çıkılan yayla, yaylak.
Çadır, geçici süreyle konaklanan yer.
Göçebelerin bir süre için konakladıkları yer.

Bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile, el.
Göçebelerin çadırlardan oluşan geçici konaklama yeri.
Karadeniz dağlarının yüksek kesimlerinde yaygın olan geçici kırsal yerleşme tipi.
Kır, dışarıdaki yer, bir oymağın oturduğu yer, bir arada bulunan beş on evlik yurt.
Yazın, koyunların yatması için ovalarda yapılan çevresi çitle çevrilmiş yer, ağıl.
Bir göçebe topluluğunun konak yeri ve bu konak yerinde konaklayan göçebe topluluk.
Doğu Karadeniz dağlarının yüksek kesimlerinde yaygın olan geçici kırsal yerleşme tipi.
Çadırlarda yaşayan göçebe ailelerin meydana getirdiği topluluk, oymak, çadır halkı, göçer evli kabîle.
Anadolu'da, özellikle Doğu Karadeniz dağlarının yüksek kesimlerinde yaygın geçici kırsal yerleşme tipi.
Anadolu'da oba sözcüğü göçebelerin aileleri, göçebe çadırları, çadırların bulunduğu yer anlamında kullanılır.
Yaylacıların hayvanlarıyla birlikte yaz mevsimini geçirdikleri yüksek otlaklarda, ağaç ya da taştan yapılmış ilkel evlerden oluşan geçici yerleşmeler.
Oba, göçebe yaşayan ailelerin oluşturduğu küçük yerleşim birimi, çadır halkı, oymak veya konak yeri anlamına gelir. Türk kültüründe birlik ve dayanışmayı simgeleyen, genellikle birkaç çadırdan oluşan toplulukları ifade eder. Tarihsel olarak göçebe Türklerin geçici veya kalıcı konak yeri olarak bilinir.

Oba sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Ova.
Tepe.
Komşu.
Mezra,
Mağaza.
Yabancı.
Mahalle.
Beş on evli köy.
Büyük göçebe çadırı,
Çuldan yapılan çadır.
Yaylalardaki otlaklar.
Beş, on çadırlı aşiret.
Çadır, çardak, büyük çadır.
Bölmeli büyük göçebe çadırı.
Genellikle bölmeli göçebe çadırı.
Antalya ili Alanya ilçesine bağlı bir belde.
Altı veya sekiz kişiden oluşan en küçük izci birliği.
Bir soydan kimselerin oluşturduğu topluluk, kalabalık.
Benin'de, hem siyasal hem de dinsel önder olan krala verilen ad.
Antalya yöresinde, deniz kıyısındaki tahta kulübelere verilen ad.
Zeka ve yetenekleri olağanüstü işler başaracak kadar üstün olan kimse, dahi.
İslamiyetten sonra Oğuzlar, oba kelimesini boydan daha küçük şube anlamında kullandılar.

Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması...

Aktarım,
Transfer,
Fransızca:  transfert, mutation,
İngilizce: transference, transfer, transferans.
Almanca: übertrag, überführung
Aktarmak işi.
Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
Geçmiş yaşamdan kaynaklanan olumlu ya da olumsuz duyguları başka birine, özellikle psikoterapide hastanın terapistine yöneltmesi. Bir durumda öğrenilenlerin veya öğrenme yaşantılarının bir başka durumdaki öğrenmeleri ya da kazanımları etkilemesi.

Kulüp değiştirme; transfer, 
Her bölümden koşucu ve bakımcıların, kulüp ya. da kurul değiştirmesi.
Erke ya da özdeğin bir yerden başka bir yere götürülmesi.
Erke ya da özdeğin bir yerden bir yere geçişi.
Temlik,
Bir taşınmazın iyeliğinin, bir başka kimseye verilmesi ve bu işlemin tüzel bir değer kazanması için tapu kütüğüne işlenmesi.
Tecimsel bir belgite ilişkin para ve mal üzerindeki hakların bir başkasına geçirilmesi. 
Aktarımı yapan kişinin imzasını taşıyan tecimsel belgitin kimi koşullar altında başkasına verilmesi.
Erke ya da özdeğin bir yerden başka bir yere götürülmesi.

Binicilik atlarını atlamak engellenirken, bir atlama ile esasen aynı yükseklikte iki istasyondan oluşan taşınabilir bir bariyer...

Okser,
(Oxer),
At yarışlarında kullanılan klasik engel.
At yarışında kullanılan klasik engele verilen ad.
Binicilik atlarını atlamak engellenirken, bir atlama ile esasen aynı yükseklikte iki istasyondan oluşan taşınabilir bir bariyer.
Binicilikte okser, atın hem yüksekliği hem de genişliği aşmasını gerektiren, birbirine paralel iki set dikmeden (maniden) oluşan bir engel türüdür. Sadece yüksekliğin ölçüldüğü; dik engellerin aksine, okserler, genişlik engeli (spread jump) olarak sınıflandırılır. 

Atın gücünü, uzanma kabiliyetini (scope) ve binicinin mesafeyi doğru ayarlama becerisini test etmek için yarışmalarda sıkça yer alır. Binicilik yarışma kurallarına göre, ısınma sahasında en az bir adet dik engel ve bir adet okser bulunması zorunludur.

Engel atlama disiplininde karşılaşılan temel okser türleri şunlardır:
Paralel Okser: 
Ön ve arka sırıkların aynı yükseklikte olduğu türdür. Atın en yüksek noktayı engelin tam ortasında yakalamasını gerektirdiği için teknik olarak zorlayıcıdır.

Yükselen (Basamaklı) Okser: 
Ön sırığın arka sırığa göre daha alçak olduğu türdür. Atın doğal atlayış kavisini (bascule) desteklediği için genellikle en kolay okser türü kabul edilir.

Kare Okser: 
Engelin yüksekliğinin genişliğine eşit olduğu paralel okser tipidir.

İsveç Okseri: 
Sırıkların "X" şeklinde çapraz yerleştirildiği, bir tarafın yüksek diğer tarafın alçak göründüğü yanıltıcı bir engeldir. Arka sırığın ön sırığa göre daha alçak olduğu, inişli okserler, at için optik yanılsama yarattığı ve tehlikeli olduğu gerekçesiyle resmi FEI yarışmalarında yasaklanmıştır.

Okser teriminin kullanılan başka anlamları:
Evcilleştirilmiş, hadım edilmiş boğa veya genel olarak sığırları ifade eden bir terim.
Norveççe bu kelime: Boynuzlugiller anlamına gelir.

Düğünde geline getirilen armağanlar gösterilirken söylenen söz...

Ebede,
Düğün günü geline verilen armağanlar.
Düğünde geline getirilen armağanlar gösterilirken söylenen söz.
Düğünde geline verilen armağanları toplayıp, göz önüne yayan kadın.

Ebede (Tatarca: Abada);
Ormanın ruhu. 
Tatarların inanışında yaşlı kadın kılığına bürünen, zararsız bir orman ruhudur. Genellikle ormanları koruduğuna inanılan efsanevi bir figürdür. Tatar mitolojisinde yaşlı bir kadına benzeyen masum bir ruhtur. Sibirya halklarının mitolojilerinde temsil edilmektedir. Ormanın kuşlarını, ağaçlarını ve hayvanlarını korur.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ