Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ...

Dalak,
Lien,
İngilizce: spleen,
Fransızca: rate,
Almanca: milz,
Yunanca: splen.
Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ.

Dalak; omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları bol olan bir organ olup; burada lenfositler meydana gelir, alyuvarlar parçalanır.
Sol geğrekte, midenin arkasında, diyaframın altında, yassı, uzunca, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ.
Karın boşluğunun sol tarafında yer alan, kan depolayan, gerektiğinde depoladığı kanı dolaşıma veren, hayvan türlerine göre farklı biçimlerde olan organ, lien.

Dalak sözcüğünün halk dilinde başka anlamları: 
Bal peteği.
Petek.
Dalag, Talak,
Bozulmamış bal peteği, kovanın yanlarındaki küçük beyaz bal peteği.
Doğranmamış peynir parçası, tekerlek biçimindeki kaşar peyniri.
Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri.
Halı kenarlarındaki motifler.
Aşığın çukur olmayan tarafı.
Difteri hastalığı.
Pıhtılaşmış olan.
Şarbon hastalığı.
Kese kağıdı.
Boyun atkısı.
Göğüs.
Göbek.
Fazla su içmekten ileri gelen bir hastalık, karın şişliği.
Çobanların ve avcıların kışın üşümemek için, ayaklarına sardıkları deri.

Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri...

Geğrek,
Eyrek,
(Geyrek, Geryek),
Nahiye-i merakiye,
Fransızca: hypocondre.
Ağızlarda geyrek olarak da geçer.
Kaburganın alt yanında bulunan boşluklar.
Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri.
Kürek kemiğinin alt bölümü.
Yumuşak kaburga kemikleri.
Yumuşak kemik, kıkırdak.
Yumuşak eğe kemikleri.
Eğe kemiği.

İçinde sofra takımlarının bulunduğu dolap...

Büfe,
Komodin,
Fransızca: buffet.
İngilizce: buffet, kiosk.
İçine sofra takımlarının konduğu dolap.
İçinde sofra takımlarının bulunduğu dolap.
Evlerde içine yemek takımlarının konduğu dolap.
Toplantılarda yiyecek ve içeceklerin konulduğu masa.
Yiyecek, içecek, gazete, dergi vb.nin satıldığı küçük dükkan
İçki, yiyecek türü şeylerin satılıp tüketildiği yer.
Sigara, kibrit, gazete, sandviç v.s. satılan yer.

İstasyon lokantası.
Davetlileri ağırlamak için çeşitli yiyecek ve içeceklerin hazır bulundurulduğu masa.
Konukların serbestçe seçebilecekleri yiyecek ve içeceklerin sergilendiği sofra.
Bazı toplantılarda, ayakta yenilmek için soğuk yiyecek ve içeceklerle hazırlanmış masa.
Büfe, yiyecek, içecek, gazete, dergi, bilet ve turistik hediyelik eşyaların satıldığı küçük dükkan.

Batı dillerinde kiosk olarak kullanılır. Özellikle büyük ve kalabalık şehirlerde daha çok insan trafiğinin olduğu bölgelerde bulunurlar. Hızlı alışverişi yapılabilecek ve anlık ya da günlük ihtiyaçları karşılayacak ticari malların satıldığı ticarethanelerdir. Özellikle turistlerin yoğun olarak bulunduğu şehirlerin tarihi mekanlarında o şehirle ya da yakınında bulundukları tarihi mekan ile ilgili turistik hediyelik eşyalar da satılır.

Eğitici hikaye veya masal...

Mesel,
Arapça: mesel,
Fransızca: parabole.
Atasözü.
Bilmece,
Örnek alınacak söz.
Eğitici hikaye veya masal.
Masal, hikaye, fıkra, bilmece.
Masal; bilmece; fıkra; ders alınacak hikaye.
İbret dersi veren bilgece sözler ya da küçük öykü.
Halk edebiyatında köylerde öykü yerine kullanılan bir terim.

Mesel sözcüğünün halk dilinde diğer anlamları:
Sıcak bir kabı tutmak için kullanılan bez, tutacak.
Ahırda, hayvanların sidiğinin akması için yapılan tahta oluk.

Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para...

Ödenek,
Tahsisat,
Rusça: assignovaniya
İngilizce: subvention, appropriation, 
allocation, allowance.
Fransızca: appropriation.
Bir işin yapılması için ayrılan para.
Bir iş için ayrılan belli para; tahsisat.
Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para.
Belirli bir işin yapılabilmesi ya da belirli amaçların gerçekleştirilmesi için ayrılmış parasal kaynaklar.
Devlet harcamalarının yapılabilmesi için her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni.
Bir işletme, bir örgüt, bir kuruluşa bir yıl için oranlanan giderler karşılığı verilen harcama yetkisi.
Kamu işlerinin görülebilmesi için, önceden hesaplanarak bütçeye konulan, yürütme organının harcayabileceği para.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ