Olasılıksız yazarı...

Adam Fawer,
(D. 
1970 New York, - 56 yaşında New York'ta yaşamaktadır.)
Amerikalı roman yazarı.
İlk romanı Olasılıksız, on sekiz dile çevrilmiş ve en iyi ilk roman dalında 2006 International Thriller Writers Ödülünü kazanmıştır. 2008 Nisan ayında da ikinci romanı olan Empati çıkmıştır. Empati, 2008 yılında Almanca, Japonca ve Türkçe yayımlanmıştır.
Türkiye'deki yayıncısının ısrarları üzerine tamamladığı üçüncü romanı Oz, 2016 yılında yalnızca Türkçe olarak yayımlanmış, ancak genellikle olumsuz eleştiriler almıştır.

Adam Fawer: 
1970 yılında New York'ta doğdu. Pennsylvania Üniversitesi ve Wharton Okulu'nda eğitim aldıktan sonra Stanford Üniversitesi İşletme Fakültesi'nde (MBA) yüksek lisans yapmıştır. Kendisini “sayıların adamı” olarak gören Adam Fawer bu nedenle ekonomi üzerine eğitim görmüştür.

Yazarlığa başlamadan önce Sony Music, J.P. Morgan ve About.com gibi önemli şirketlerde farklı pozisyonlarda çalışmıştır. New York'ta yaşamakta, evli ve iki çocuk babasıdır.

Kitapları:
Olasılıksız (Improbable - 2005)
Empati (Gnosis - 2008)
Oz (2016)
Mobius.
Fawer, romanlarında genellikle olasılık teorileri, nöroloji, insan zihni ve felsefi kavramları harmanlayan akıcı, gerilim dolu ve modern bir kurgu dili kullanır.

Savaş gemilerinde, askerlerin yattığı asılı yatak...

Bıranda,
Branda,
Hamak,
Almanca: branda,
İtalyanca: branda,
İngilizce: hammock,
Arapça: randa, beranda.
Savaş gemilerinde asma yatak.
Savaş gemilerinde, askerlerin yattığı asılı yatak.
Eskiden, gemicilerin hamak olarak kullandıkları yatak.
Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.
Gemilerde erlerin ve tayfaların yatması için astarlanmış bezden yapılan, içine şilte yerleştirilen ve iki ucuna geçirilen iplerle bağlanan asma yatak.

Branda sözcüğünün anlamları:
Gemilerde ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, kamyon vb.de kasalarının üzerine gerilen muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi.
Branda, yelken, tente vb. yapmakta kullanılan, sık ve sağlam dokunmuş bez, yelken bezi.
Yüzeyi sayesinde her mevsim kullanılabilen saydam kapama özelliği olan çadır sistemi. 
Keten ve pamuk ipliğinden sık ve sağlam dokunmuş bez.
Eskiden yelken yapılan bir cins kumaş.

İstanbul' da Kız Kulesi'nin mitolojik devirlerdeki adı...

Damalis,

Arcla,
Küçük kale,
Leandros,
Leandros'un Kulesi.
Kız Kulesi,
Kız Kulesi'nin tarihi boyunca bilinen en eski adları Arcla (küçük kale), Damalis ve Leandros' tur. Antik dönemde farklı uygarlıklar tarafından bu isimlerle anılmıştır. 

Arcla: 
Antik çağdaki bilinen en eski adıdır ve küçük kale anlamına gelir.

Damalis: 
Atina Kralı Kharis'in karısı Damalis'in adından gelmiştir. Bir dönem kule bu isimle anılmıştır.

Leandros (Tour de Leandros): 
Mitolojideki Leandros efsanesine atfedilerek Orta Çağ'da Batılılar tarafından Leandros'un Kulesi olarak adlandırılmıştır.

Kız Kulesi:
İstanbul Boğazı'nın ortasında, Üsküdar açıklarında yer alan tarihi ve ikonik bir yapıdır. MÖ 410 yılında Atinalı Alkibiades tarafından inşa edilen kule, zamanla savunma kalesi, karantina hastanesi ve deniz feneri gibi çeşitli işlevler görmüştür. 

Günümüzde, hem tarihi hem de estetik bir simge olarak ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunmaktadır. Kız Kulesi, özellikle romantik bir ortam arayanlar için ideal bir mekan olarak değerlendirilmektedir.

Hindistan'ın iki büyük destanından biri...

Mahabharata,
Ramayana.
Hindistan'ın iki büyük destanından biri.

Ramayana Destanı;
Valmiki tarafından yazılmış, Hindistan’ın ikinci önemli destanıdır. 24.000 beyit (şloka) ve 7 bölüm (kanda) dür. 

Mahabharata; 
Dünyanın en bilinen ve Hindistan' ın en önemli destanıdır. Şimdiye kadar yazılmış en uzun şiir. Büyük Bharata savaşını anlatır. 100.000 beyit ve 18 bölümden (parvan) oluşur.

Sümer mitolojisinde, ismi Sümercede “Kırların İnsanı” anlamına gelen bir karakter...

Enkidu,
Sümer mitolojisinde bir karakterin adı. 
Sümercede Kırların İnsanı anlamına gelir.
Enkidu, Mezopotamya mitolojisinde Gılgamış'ın arkadaşı ve vahşi bir figür olarak tasvir edilen mitolojik bir karakterdir. Tanrıça Aruru tarafından kilden yaratılır ve hayvanlar arasında yaşar. Gılgamış ile birlikte Humbaba ve Cennet Boğası'nı yenerler, ancak bu mücadeleler Enkidu'nun erken ölümüne yol açar. Enkidu, medeniyet ile doğa arasındaki çatışmayı simgeler. Sanatta boğa adam formunda tasvir edilir ve Sümer edebiyatında önemli bir rol oynar.

Enkidu, antik Mezopotamya mitolojisinde efsanevi bir figür ve Uruk kralı Gılgamış'ın savaş zamanındaki yoldaşı ve arkadaşıdır. İkisinin maceraları, Sümer edebiyatında ve MÖ 2. binyılda yazılan Akad destanı Gılgamış Destanında yer aldı. Enkidu, vahşi adamın en eski edebi temsili olarak, Mezopotamya'daki sanatsal temsillerde ve Antik Yakın Doğu edebiyatında sıkça rastlanan bir motif olarak öne çıkıyor. Enkidu'nun ilkel bir adam olarak belirmesi, MÖ 1300-1000 arasındaki Eski Babillilerin versiyonuyla potansiyel bir benzerlik taşıyor; bu versiyonda Enkidu, Sümerce şiirlerde bir hizmetkar-savaşçı olarak tasvir edilmiştir.

Mezopotamya sanatında Boğa Adam tasvirleriyle yer edinmiştir. Önceden, vahşi bir adamın yaşam tarzını yansıtırken insanlar ve insan gelenekleri ile gerçekleştirdiği bir dizi etkileşim, onu medeniyete daha da yaklaştırır ve Uruk kralı Gılgamış ile güreş maçı yaparak doruğa ulaşır. Enkidu, vahşi veya doğal dünyayı temsil eder. Güç ve duruş bakımından Gılgamış ile eşit olmasına rağmen, bazı yönleriyle kültürlü, şehirli bir savaşçı-krala karşı bir tezahür gösterir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ