Günümüzde İran'ın resmi mezhebi...

İmamiye,
İmamiyye,
Şiilik,
Caferiye,
İsnaaşeriyye,
İsnaaşeriyye Şiiliği,
İsnaaşeriyye (Onikiciler),
Şiiliğin, Hz. Muhammed’den sonra imamlığın Hz. Ali’ye, sırasıyle onun iki oğlu ve torunlarına geçtiğini kabul eden ve on iki imama inanmayı dînin bir rüknü olarak gören bir kolu olup, Hz. Muhammed'den sonra Hz. Ali ile başlayan ve 12. imam Muhammed el-Mehdi ile son bulan on iki imamın rehberliğini (imamet) kabul eden İslami mezheptir. 
Günümüzde İran'ın resmi mezhebi.
Günümüzde İran İslam Cumhuriyeti'nin resmi mezhebidir.
İran'ın resmi dini İslam, resmi mezhebi İsnaaşeriyye Şiiliği'dir. 
İslam peygamberinin soyundan gelen 12 imamın, Peygamber'den sonra toplumu yönetme hakkına sahip olduğuna ve dini hükümleri en doğru şekilde tebliğ ettiklerine inanırlar. Hz. Ali ile başlar, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve ardından gelen soyundan devam ederek 12. imam Muhammed el-Mehdi ile tamamlanır.
12. imamın Mehdi olduğuna ve hala hayatta olup gözlerden gizlendiğine (gaybet), zamanı gelince yeryüzünü adaletle doldurmak için döneceğine inanırlar. Şii Müslümanların yaklaşık %85' i bu mezhebe mensuptur. Özellikle İran, Irak, Azerbaycan ve Lübnan' da yaygındır.

Şia (İsnaaşeriyye/Caferilik) ve Alevi inancında, Hz. Muhammed'in soyundan gelen, Ehl-i Beyt' in önderleri kabul edilen 12 kutsal imam şunlardır:
  1. Hz. Ali,
  2. İmam Hasan
  3. İmam Hüseyin,
  4. Zeynel Abidin (Ali bin Hüseyin)
  5. Muhammed Bakır,
  6. Cafer-i Sadık,
  7. Musa Kazım,
  8. Ali Rıza,
  9. Muhammed Taki,
  10. Ali Naki,
  11. Hasan Askeri,
  12. Muhammed Mehdi.

Ticari kaygı taşımayan, amatör ruhla hazırlanan bağımsız ve özgür yayınlara verilen ad...

Fanzin,
(Fanzine),
Fanzin, İngilizce fanatic (tutkulu) ve magazine (dergi) kelimelerinin birleşimiyle oluşan, ticari kaygı taşımayan, amatör ruhla hazırlanan bağımsız ve özgür yayınlardır. Yaygın medya kuruluşlarına giremeyen veya girmek istemeyenlerin çıkardığı dergilere verilen ad.

İllegal yollardan basılan dergi.
Genellikle amatörler tarafından üretilen, ortak bir ilgi alanını paylaşan insanlar için tasarlanmış bir dergi. Fanzinler, profesyonel gazeteciler tarafından değil, bizzat hayran olan kişiler tarafından yazılır. Popüler bir müzisyeni, spor takımını vb. seven ve destekleyen insanlar tarafından ve onlar için yazılan bir dergi. Genellikle fotokopi yoluyla çoğaltılan veya teksir kağıdı, karbon kağıdı ile elle yazılarak çoğaltılan bu materyaller, hiyerarşik yapılardan uzak durur ve yazar/çizerin görüşlerini sansürsüzce paylaşmasını sağlar. Fanzinler, ana akım medyaya alternatif olarak ortaya çıkan, belirli bir ilgi alanına (müzik, edebiyat, politika, sanat vb.) yönelik paylaşımlar yapan özgün yayınlardır.

Profesyonel yayınevlerinden bağımsız, gönüllülerin emeğiyle çıkarılır. Ticari amaç gütmez ve finansal kaynaklardan uzak durur. Genellikle izin veya denetim süreçlerine tabi değildir. Genellikle düşük bütçeli, hızlı ve fotokopi ile çoğaltılan bir yapıya sahiptir. Fanzinler, özellikle Türkiye'de bir direniş hali ve özgür ifade mecrası olarak kabul görür. 

Şu an, ilerleyen teknoloji baskıların daha yüksek kalitede üretilmesine ve dijital olarak muhteşem görüntülerin oluşturulmasına olanak sağlıyor. Ancak, sanatsal öğe hala hayati bir rol oynamakta ve tasarımcılar, illüstratörler ve yazarlar arasındaki işbirliği oldukça değerlidir.

Fanzin Türleri:
Karma fanzinler,
Bilimkurgu Fanzinleri,
Müzik fanzinleri,
Edebiyat fanzinleri,
Çizgi roman fanzinleri,
Politik fanzinler,
Tribün fanzinleri,
İçeriksiz fanzinler,
Diğer tür fanzinler,

2001 yılında çıkmaya başlayan Kum Yazıları, Sirenleri Taşa Tutun, Şey, Kurudut ve Anafor isimli fanzinler, dönemin en çok basılan ve üzerine yorumlanan fanzinleri olarak gösterilir. Bu fanzinlerin öne çıkan tarafı ise İslami bakış açısıyla entelektüel düzeyde yazılıp yayınlanıyor.

İslam devletinin 656-661 yılları arasındaki halifesi...

Ali,
Hazreti Ali,
İslam devletinin 656-661 yılları arasındaki halifesi.

Dört Halife;
Hz. Muhammed'in 632 yılında vefatından sonra İslam devletini yöneten, sırasıyla Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali' dir. 632-661 yılları arasında görev yapan bu dört sahabe, adaletli yönetimleri ve İslam'ın yayılmasındaki rolleriyle bilinir. Bu ilk dört halife, Muhammed'in ölümünden hemen sonra seçimle göreve gelmişlerdir. İslam kültüründe bu halifelere "doğru yolda olan halifeler" anlamına gelen Hulefa-yi Raşidin olarak adlandırılır.:

Hz. Ebu Bekir, Ebu Bekir (632-634):
İlk halifedir, devleti isyanlar döneminde (Riddet Savaşları) toparlamıştır.

Hz. Ömer, Ömer bin Hattab (634-644):
İslam devletinin sınırlarını büyük ölçüde genişletmiş, adaletli yönetimi ve kurumlaşma çalışmalarıyla tanınır.

Hz. Osman, Osman bin Affan (644-656):
Kur'an-ı Kerim'i çoğaltıp İslam merkezlerine gönderen halifedir, 12 yıl görev yapmıştır.

Hz. Ali, Ali bin Ebu Talib (656-661):
Dört halifenin sonuncusudur, Hz. Muhammed'in damadı ve amcasının oğludur.
Dördüncü halife Ali'nin 661 yılında öldürülmesinin ardından, kısa bir süreliğine büyük oğlu Hasan halifelik mücadelesine dahil olmuş; fakat İslam dünyasındaki fitneyi önlemek için Emevi ailesi ile olan hilafet mücadelesinden çekilmiştir.

İslam peygamberi Muhammed'in ölümünden sonra İslam Devleti'nin liderliğini devam ettirme iddiasında bulunan kişilerin listesidir. Hulefa-yi Raşidin, Emevi halifeleri, Abbasi halifeleri, Fatımi halifeleri (Sünniler tarafından kabul edilmezler), Memluk Devleti himayesindeki halifeler, Osmanlı halifeleri ve son olarak 1924 yılında halifeliğin kaldırılmasından önce Türkiye Cumhuriyeti'nden bir halife (Osmanlı Hanedanı'ndan) bulunmaktadır.

Halk arasında "delirten hastalık" veya "intihar hastalığı" olarak da bilinen bir nevropatik hastalık...

Trigeminal nevralji.
Trigmeninal nevralji (TN)
Delirten hastalık,
İntihar hastalığı,
Ağrılı tik,
Halk arasında "delirten hastalık" veya "intihar hastalığı" olarak da bilinir.
Delirten hastalığın diğer adı Trigeminal nevralji'dir. Teşhisi zor olan bu hastalığın, bulguları da birçok başka hastalık ile karıştırılır. Trigeminal sinir trajesinde, ansızın ve peş peşe gelen, 30-60 saniyelik ağrı atakları olarak algılanır. Kulak arkasında ağrı ve kulak uğultusu ile başlar.

Trigmeninal nevralji tek ya da çift taraflı trigeminal sinirin sensitif dallarının tutulumuyla karakterize edilen, “intihar hastalığı” olarakta bilinen bir nevropatik hastalıktır. Hastalık hastanın yüzünde; kulak, göz, dudaklar, burun, kafa derisi, alın, dişler ve çeneler gibi bölgelerin bir ya da birkaçında ağrılara yol açabilir Teşhisinin zor olması ve bulguların birçok başka hastalık ile karıştırılması nedeniyle, hastalığın toplumda görülme oranlarının rapor edilene göre oldukça yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Tedavisi ile ilgili yapılan tüm çalışmalarda ortak payda, hastalığa ne kadar erken müdahele edilirse, hastanın ağrılarının azaltılma ihtimalinin o kadar yüksek olacağıdır.


Trigeminal nevralji, yüz bölgesindeki hisleri beyne taşıyan trigeminal sinirin etkilenmesi sonucu oluşan kronik ve şiddetli bir sinir ağrısı hastalığıdır. Bu hastalık doğrudan beyin sapı ve trigeminal sinirle ilgilidir. Yüzün tek bir tarafında ani, çok şiddetli, elektrik çarpması veya bıçak saplanması tarzında kısa süreli ataklarla kendini gösterir. Genellikle trigeminal sinirin çevresindeki damarsal yapılar tarafından sıkıştırılması (bası) sonucu oluşur. Ağrı genellikle yüzün alt kısmında yoğunlaşsa da, göz çevresine veya alın bölgesine de yayılabilir.

Eskiçağda ve bizans devrinde çoruh ırmağına verilen ad...

Boas,
Boa.
Akampsis,
Harpasos.
Çorohi,
Çoruh ırmağı,
Çoruh nehri,
Gürcüce: Çorohi
Yunanca: Akampsis.
Ermenice: Chvorokh,

Eskiçağda ve Bizans devrinde çoruh ırmağına verilen ad:
Çoruh Nehri'nin antik çağlardaki en bilinen adı Akampsis'tir. Bu isim, Procopios tarafından kullanılmıştır. Bölgenin tarihi coğrafyasında nehir için Harpasos olarak da geçmektedir. Bu isim, Ksenophon tarafından kullanılmıştır. Farklı dönemlerde Pontus ve Kolkhis gibi isimlerle de anıldığı bilinmektedir.

Çoruh Nehri, Türkiye'nin kuzeydoğusunda, Artvin ilinden doğan ve Gürcistan'ın Batum şehrinden Karadeniz'e dökülen bir nehir olarak bilinir. Nehir, Artvin'in Yusufeli ilçesindeki Mescit Dağı eteklerindeki Karçal Dağı'ndan doğar. Çoruh Nehri, Bayburt’u ve İspir’i geçtikten sonra Artvin il sınırına girer. Oltu suyu ve Yusufeli yakınlarında Barhal Çayı ile birleşen Çoruh, kuzeybatı yönüne doğru ilerler. Kuzeydoğuya yönelerek Muratlı’yı geçtikten sonra Gürcistan sınırları içerisine girer ve Batum’un güneyinden Karadeniz’e dökülür. Toplam uzunluğu yaklaşık 438 kilometre olan Çoruh Nehri, Türkiye'nin en hızlı akan nehirlerinden biridir ve heybetli bir doğal güzellik sunar. Sulama ve enerji üretimi için önemli bir kaynak olan Çoruh Nehri, aynı zamanda rafting ve doğa sporları için de popüler bir destinasyondur. Çoruh Nehri' nde başta sazan ve kefal olmak üzere birkaç balık türü bulunur. 


Mevcut Barajlar ve hidroelektrik Santralları:
Muratlı Barajı, Borçka Barajı, Deriner Barajı, Artvin Barajı, Yusufeli Barajı, Ayvalı Barajı,  Tortum Barajı, Arkun Barajı, Güllübağ Barajı ve halen inşaatı devam eden Laleli Barajları vardır.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ