Herhangi bir şeyi, neyse o yapan nitelik...

San,
Kip karşıtı.
Herhangi bir şeyi, neyse o yapan nitelik.
Felsefede herhangi bir şeyi, neyse o yapan nitelik.
Herhangi bir şeyi, neyse o yapan nitelik, kip karşıtı.
Herhangi bir şeyi neyse o yapan, onu diğer şeylerden ayıran ve temel varlığını oluşturan felsefi ve temel nitelik öz veya nitelik (vasıf/keyfiyet) olarak adlandırılır. Felsefede bu kavram, bir nesnenin var olmasını sağlayan ve o nesne değiştiğinde veya kaybolduğunda kendisinin de ortadan kalktığı zorunlu özellikler bütünüdür.

San sözcüğünün yörelerimize göre halk dilindeki başka anlamları:
Ünvan,
Şöhret.
Ün, şan, şöhret.
Saygı veya belirtme sözü, unvan.
Bir kimsenin işi, mesleği veya toplum içindeki durumu ile ilgili olarak kullanılan ad, unvan, titr. 
Kimlik,

Bitkilere dadanan bir hastalık.
Ekinlere dadanan bir çeşit böcek.
Tahılların başak tutmamasına neden olan hastalık.
Başak tutmaya engel olan bir çeşit tahıl hastalığı.
Kimi ağaçların yapraklarında görülen içi boş siyah kabarcıklar (şeftali vb.).

Emel.
Gelenek.
Sanki, güya.
Nişan, alamet.
Dilek, istek.
Zan, tahmin, tasavvur.
Kimlik.
Pas, Küf.
Nem, Toz.
Kir, pislik.
Kulak kiri.
Organ, vücudun bir parçası.
Su akıntısının getirdiği kum.
Irmaklarda büyük buz akıntısı.
İçinde yemek yenen bakır sahan.
Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerden biri, nüsha.
Soğuk.
Dallar üstünde biriken kar.
Kar fırtınasından sonraki durgun hava.

İslam hukuku açısından...

Şeran,
Arapça: şeran.
Şeriata göre.
Şeriatça, şeriata göre.
Şeriat bakımından.
İslam hukuku açısından.
Şerîat bakımından, şeriata göre.
İslam hukuku ve dini terminolojide şeriat kurallarına göre, dini kanunlar bakımından veya şeran uygun olarak anlamlarına gelen Arapça kökenli bir zarftır. Günlük dilde veya tarihsel metinlerde bir durumun, kararın ya da eylemin İslam dininin hukukuna ve hükümlerine uygunluğunu belirtmek için kullanılır.

Dericilikte ve diğer sanayi kollarında selülozik örtü boyalarının eritilmesinde ve inceltilmesinde kullanılan organik eritici sıvı...

Anon,
Moleküler Formülü: C6H10O
Hexanon,
Hytrol O,
Siklohekzanon,
(Cyclohexanone),
Solvent,
Amilasetat,
Boyaların eritilmesinde ve inceltilmesinde kullanılan organik sıvı.
Selülozik örtü boyalarının eritilmesinde ve inceltilmesinde kullanılan sıvı.
Dericilikte ve diğer sanayi kollarında selülozik örtü boyalarının eritilmesinde, inceltilmesinde kullanılan güzel kokulu organik eritici, kimyevi sıvı. Sentetik reçineler ve sentetik elyaflar için hammadde ve çözücü olarak kullanılır. Güzel kokulu organik kimyevi bir sıvı olup; etanol ve eterde çözünür.

Özellikleri:
Moleküler ağırlığı: 98.14 g
Yoğunluk 25 °C' de 0,947 g/mL
Erime Noktası: -47 °C
Alevlenme noktası 47 °C
Suda Çözünürlük: 150 gr/L (10 ºC)
Çözünürlük: 90 g/l

İlk Türk kadın opera sanatçısı...Nimet Vahit

Nimet Vahit,
(D. 1 Mayıs 1902 - Ö. Şubat 2003 ABD.)
İlk Türk kadın opera sanatçısı.Atatürk’ün hayran kaldığı bu ses, Cumhuriyet’in kültür devriminin en önemli figürlerinden biriydi.
Nimet Vahit Hanım, Türkiye Cumhuriyeti' nin Batı müziği ve opera alanında ilk Türk kadın opera sanatçılarından (soprano) ve müzik eğitimcilerinden biridir.

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Avrupa'da eğitim almış ve Cumhuriyet döneminde Türkiye'de opera kültürünün yerleşmesi için çalışmıştır. Ünlü ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey'in torunudur. Soylu ve köklü bir aileden gelen Nimet Vahit, küçük yaşlardan itibaren Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde; İtalya ve Fransa'da müzik ve şan eğitimi almıştır. Avrupa'da bulunduğu yıllarda Osmanlı döneminde ve sonrasında çeşitli organizasyonlarda konserler vererek Batı müziği dünyasında sesini duyurmuş ilk Türk kadınlardan biri olmuştur. Konservatuvarlarda şan hocası olarak görev yapmıştır. 

Nimet Vahit Almanca, Fransızca, İtalyanca şarkıların yanı sıra Verdi, Mozart ve Schubert’in liedlerini plağa okumuştur. Semiha Berksoy’un şan hocası olan Vahit, ilk Türk operası “Özsoy”da başrollerden birini üstlenir. Berksoy, temsil öncesi Çankaya Köşkü’ne davet edildiklerini anlatır: Atatürk o gece Özsoy’un bölümlerini dinlemek ister. “Ulu Anne” rolüne yaşam veren Nimet Vahit de kendi bölümünü okuduktan sonra piyanoya geçer, eserden bölümler çalar. Berksoy da “Madame Butterfly” operasından bir arya söyler. Opera, 19 Haziran 1934 günü İran Şahı’nın huzurunda sahnelenir.

Nimet Vahit, 1 Mayıs 1902 günü doğdu. Dedesi Osman Hamdi Bey, büyük amcası ilk nümizmat İsmail Galib Bey, diğer büyük amcası ilk müzecilerden Mübarek Galip Eldem’dir. Ünlü mimar Sedad Hakkı Eldem ve Cemal Reşit Rey de kuzenleri olarak dikkat çeker. Babası Mehmet Vahit Bey de Düyunu Umumiye’de, Barut İnhisarı’nda çalışırken eş zamanlı olarak da Sanayi Nefise Mektebi, Sanayi Nefise İnas Mektebi ve Darülfünun’da sanat tarihi dersleri verir.

1925 yılında yurda dönmüş ve 1927 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarı’na atanmıştır. Bu okulun piyano bölümü, kuzeni Cemal Reşit Rey’e, şan bölümü de Nimet Vahit Hanım’a emanet edilmiştir. Öte yandan Macar Piyanist Géza Hegyei ile birlikte İstanbul ve Ankara radyosunda çok sayıda konser vermiştir.

Nimet Vahit, 1930 yılında İstanbul’da yaşayan ve Socony Vacuum (MOBİL-OIL) adlı şirketinin müdürü Robert Lewis Owen ile evlenmiş. 1939 yılında da Harry Vahit Owen adında bir çocuğu olur. 1941 yılında ABD’ye yerleşir. Nimet Vahit, gözlerden ırak yaşadığı bu yıllarda oğlu Harry Vahit Owen ile Michigan Ann Harbor’a taşınmış ve bir daha Türkiye’ye dönmemiştir. 2003 yılında 101 yaşında ölmüştür.

Mecazen İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler...

Edebiyat,
Safsata, 
Mugalata (laf cambazlığı), 
Demagoji, 
Laf ebeliği,
Boş laf.
İçten olmayan, gereksiz ve yapmacık boş sözler; safsata, mugalata (laf cambazlığı), demagoji, laf ebeliği veya boş laf olarak ifade edilir. Bu ifadeler, temel bir amaca hizmet etmeyen veya dinleyiciyi aldatmaya yönelik konuşma türlerini tanımlar.

Safsata / Mugalata: 
Karşı tarafı yanıltmak, susturmak ya da kendi hatalı düşüncesini kabul ettirmek amacıyla söylenen, doğruymuş gibi duran ancak mantık hatası barındıran yapmacık ve hileli sözlerdir.

Demagoji: 
Duygulara hitap ederek, gerçekleri saptırarak ve boş vaatlerde bulunarak insanları kandırmaya çalışma sanatıdır.

Gevezelik / Laf Kalabalığı: 
Herhangi bir değer, bilgi veya gerçeklik içermeyen, yalnızca zaman doldurmak amacıyla söylenen boş sözlerin bütünüdür.Ayrıca bu durumları özetleyen bazı yaygın deyimler şunlardır:

Lafa boğmak: Birinin konuşmasına fırsat vermeyip durumu gereksiz sözlerle karmaşık hale getirmek.

Atıp tutmak / Mangalda kül bırakmamak: 
Aslında içi boş olan, abartılı ve yersiz iddialarda bulunmak.

Edebiyat sözcüğünün başka anlamları:
Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı; yazın, gökçe yazın.
Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür, yazın.
Düşünce, duygu veya herhangi bir hakikatı veya herhangi bir fikri yazı veya sözle, manzum veya nesir halinde güzel şekilde ifade sanatıdır.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ