Nicelik bakımından alışılanın, umulanın veya gerekenin altında olma durumu...

Nedret,
Arapça: nedret,
Azlık,
Azınlık.
Seyreklik.
Ender olma,
Az bulunma,
Az olma durumu.
Azlık, seyreklik, az bulunmak.
Nadirlik, kıymetli olma durumu.
Nadir hale gelme, kıtlaşma, azalma.
Nicelik bakımından alışılanın, umulanın veya gerekenin altında olma durumu; azlık, seyreklik.
Nedret, Arapça kökenli bir kelime olup az bulunma, enderlik, nadirlik ve kıymet anlamlarına gelir. Genellikle kız çocuklarına verilen bu isim, nadir bulunan, seçkin, eşsiz anlamlarını taşır. Eşine az rastlanan, kıymetli ve özel kişileri veya durumları tanımlamak için kullanılır. 

Nedret:
Arapça, nadra (ndr), nadrat, nadara sözcüklerinden türeyen nedret; ender olma, az bulunma anlamındadır.

Ekvator...

Eşlek,

Ekvator,
İstiva hattı,
Hatt-ı istiva.
Latince: aequator,
Fransızca: équateur,
İngilizce: equator, the line.
Eşitleyici,
En büyük enlem dairesi.
Ekvator'un çevresi 40.076,4 km'dir.

Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember, eşlek, istiva hattı.

Ekvator, Dünya'nın eksenine dik olarak geçtiği varsayılan ve gezegeni iki eşit yarım küreye bölen hayali çemberdir ve yerkürenin ekvator uzunluğu 40.076,4 km'dir. Kuzey ve Güney kutup noktalarına eşit uzaklıkta bulunan bu çizgi, en uzun paralel dairesi olarak kabul edilir. Ekvator, kuzey ve güney yarımküreleri birbirinden ayıran hayali dairesel hattır.

Hatt-ı istiva, Ekvatorun enlemi tanım gereği 0° dir. Enlem dairelerinin, parelellerin başlangıcıdır. Yerçekiminin en az olduğu ve çizgisel hızın en fazla olduğu yerdir. Ekvatordaki meridyenlerin (boylamların) birbirlerine uzaklığı eşit ve 111 km' dir. Ekvator enlemi güneş ışınlarını 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde yılda iki kez tam dik açı ile alır. Ekvatoral iklimde sıcaklık bütün yıl boyunca 20 dereceden aşağı düşmez.

Dünyanın tam ortasından geçen, en büyük çemberin, geçtiği ülkeler; Gine Körfezi, Kongo, Uganda, Kenya, Somali, Maldivler, Endonezya, Ekvador, Kolombiya ve Brezilya'dır

Ekvator sözcüğünün başka anlamı:
Fındık, ceviz vb. meyvelerin ölçümünde kullanılan bir birim.

Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka...

Ferace,
Aba,
Murakka,
Arapça: ferace.
Derviş hırkası,
Velayet hırkası,
İrşad hırkası,
Dervişlerin giydiği hırka. 
Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka.
Tasavvufta zühd, sadelik, dünyadan geçme ve nefis terbiyesini simgeleyen yünlü, kalın ve bol üstlüktür. Manevi sembolizm taşıyan bu hırkalar, dervişin ilahi aşk yolculuğunu, kusur örtme (settarlığı) ve mürşidine bağlılığını temsil eder. 
Hırka, dervişlerin dünyevi gösterişten uzak durduğunu simgeler. Tasavvufi eğitimde belirli aşamalarda giyilen hırkalara velayet hırkası veya irşad hırkası da denir.
Mevleviler tarafından giyilen uzun hırka ve ulemanın bol cübbeleri de ferace olarak adlandırılmıştır.

Ferace sözcüğünün halk dilinde diğer anlamları:
Biniş,
Pardüse,
Kadınların dışarıda giydikleri mantoya benzer elbise.
Kadınların sokakta giydiği, uzun kollu ve yakasız bir üst giysidir. Osmanlı döneminde hem kadınlar hem erkekler tarafından kullanılmış, zamanla farklı kesim ve modelleri vardır.
Tesettür amaçlı kullanılan ferace, vücudu tamamen örten yapısıyla geleneksel giyim kültürünün önemli bir parçasıdır. Günümüzde özellikle kırsal bölgelerde günlük kıyafet olarak tercih edilir.
Osmanlı döneminden günümüze geleneksel bir giysi olan ferace, yaka kısımları genellikle sade, uzun kollu ve hafif yapısıyla hem günlük hayatta hem de özel günlerde rahatlıkla kullanılır. 
Osmanlı döneminde kadınların sokakta çarşaftan önce giydikleri temel üstlüklerden biridir.
Bol ve dökümlü yapısı sayesinde vücudu tamamen örter, hareket özgürlüğü sağlar. Genellikle siyah ve lacivert gibi koyu renkler tercih edilse de günümüzde farklı renk ve modelleri mevcuttur.
Genellikle yazın serin tutan, kışın ise uygun kumaşlardan üretilen nefes alabilen yapıda olur.
Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi.
Osmanlı ülkelerinde, kadınların çarşaftan önce sokakta giydikleri üstlük.
Eskiden kadınların dışarı çıkarken giydikleri, gerdan altında kavuştuktan sonra omuzlara doğru açılıp sırttan yere kadar dökülerek inen, pelerine benzer, geniş yakalı üst giyeceği, yaşmakla birlikte kullanılırdı.

1848 yılından sonra ilmiye sınıfının giydiği bol yenli uzun giysi.
Eskiden bilhassa ilmiye sınıfındaki erkeklerin giydikleri, kolları çok geniş ve yarık yabanlık giyecek, biniş.
Menzil.

Azerbaycan ve Türkmenistan'ın para birimi...

Manat,

Rusça: monet, moneta. 
Manat; Rus parası.
Azerbaycan (AZN) veTürkmenistan'ın  (TMT) para birimi.
Azerbaycan manatının özel simgesi (₼) şeklindedir.

Azerbaycan  ve Türkmenistan  tarafından kullanılan resmi para birimidir. 100 qepik (Azerbaycan) veya tenge (Türkmenistan) birimine bölünür. Azerbaycan manatının simgesi "₼" şeklindedir. Rusça moneta (sikke/para) kelimesinden türetilmiştir. 

Azerbaycan manatı, Azerbaycan'ın milli para birimidir ve ISO kodu AZN olarak belirlenmiştir. 1992 yılında Ruble ile birlikte kullanılmaya başlanmış, 1994 yılından sonra da tek para birimi haline gelmiştir. 1 manat = 100 qepik' tir. Banknotlar ve madeni paralar üzerinde Azerbaycan' ın kültürel ve tarihi sembolleri yer alır. 
Euro banknotlarından esinlenen tasarımları, Avusturyalı Robert Kalina tarafından hazırlanmıştır.

Türkmenistan'da da bağımsızlık sonrası 1993 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Manat ISO kodu TMT olarak belirlenmiştir. 1 Manat = 100 tenge'dir.

Manat sözcüğünün başka anlamları:
Ebe.
Yaygaracı.
Kalp para.
Rus parası, ruble.
Fırında pişirilmiş kabak.
Kabak dilimi.

Nitelikler...

Evsaf,
Çokluk,
Nitelikler.
Özellik.
Hususiyet,
Vasıflar, nitelikler.
Arapça: hususiyyet.
Vasıflar, sıfatlar.
Vasıflar, nitelikler.
Nitelikler, vasıflar, özellikler.

İleri derecede tanışıklık, ahbaplık, yakınlık.
Bir kimse ile kurulan yakın ahbaplık, yakın tanışıklık.
Klasik metinlerde bir şeyin güzelliklerini veya özelliklerini anlatmak .
Birine veya bir şeye mahsus olan, onu diğer kimse veya şeylerden ayıran hal, özellik.
Bir kişinin veya bir nesnenin sahip olduğu kendine özgü niteliklerin bütünüdür.
Hususi olma, umuma mahsus olmayıp birine veya bir şeye has olma durumu.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ