Değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi...

Empirme,
Emprime,
Fransızca: imprimé.
Latince: premere, 
Değişik renkte boyalarla kumaş üzerine desen basma işi.
Değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi; emprime.
Emprime, değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemidir. Bu işleme uğratılan ipekli, yünlü, pamuklu, sentetik vb. kumaşlara da emprime denir. 
Empirme, farklı renklerde boyalar kullanılarak kumaş üzerine desen veya zemin basma işlemi ve bu işlemle desenlendirilmiş kumaş demektir. Genellikle şablon veya serigrafi benzeri tekniklerle kumaşa renk ve desen verilmesi sürecidir.  Pamuklu, ipekli veya viskon gibi birçok farklı kumaş türüne uygulanabilir. Hazır giyimde ve desenli kumaş üretiminde yaygın olarak kullanılır.

Ayrıca, baskılı devre imalatında bakır plaket üzerine yollar açmak amacıyla koruyucu boya çekilmesi işlemi de emprime olarak adlandırılır.

Yüzük, bilezik, küpe vb. kuyumculuk işlerinde kullanılan, açık mavi renkte, şeffaf olmayan kıymetli taş...

Firuze,
Piruze,
Farsça: pіruze,
Arapça: fayrūz.
İngilizce: sky blue, turquoise,
Turkuaz,
Turkuaz taşı, 
Değerli mavi-yeşil taş.
Gök rengi, açık mavi.
Mavi renkli değerli bir taş.
Mavi renkli kubbe, gökyüzü.
Nişabur'da çıkan açık mavi renkli ve değerli bir yüzük taşı.

Yüzük, bilezik, küpe vb. kuyumculuk işlerinde kullanılan, açık mavi renkte, şeffaf olmayan kıymetli taş, piruze.
Küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan, mavi renkli, saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.
Saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.
Gökmaviden yeşilimsi maviye kadar dönebilen, donuk tonlu değerli bir taş.

Sanat Musıkisinin ney üstatlarından Tanburi Cemil Bey ve İstanbul ekolünün temsilcisi...

Niyazi Sayın,

(D. 12 Şubat 1927; Üsküdar, İstanbul - 8 Ekim 2025, İstanbul),
Türk neyzen, ebru ve resim sanatçısı ve fotoğrafçıdır.
Sanat Musıkisinin ney üstatlarından Tanburi Cemil Bey ve İstanbul ekolünün temsilcisidir. 
Perdeleri kullanmadaki titizliği, nefes hakimiyeti ve benzersiz legatosuyla bilinen Neyzen Niyazi Bey, Ney açarken yirmi altılı birim sistemine ilaveten kullandığı kaydırma sistemiyle de yenilikçidir. Niyazi Bey bu sistem ile neylerin tam ve akortlu ses vermesine imkan tanımıştır.

1927 yılında Üsküdar’da doğdu. İlk ve orta okulları, Paşakapısı’nda, liseyi Haydarpaşa ve Beyoğlu’nda okudu. Cihan harbi nedeniyle tahsilini tamamlayamadı. Ailesinin musıkiye aşina olması nedeniyle küçük yaştan itibaren geliştirdiği musıki yeteneği nedeniyle, askerlik hizmetine başladığı eğitim alayında iken İstanbul Belediyesi Konservatuarı’ na gönderildi. 1947 senesinde Mustafa Düzgünman ile tanıştı. Üsküdar Musıki Cemiyeti üyelerinden Neyzen Emin Bey’in etkisiyle neyzenliğe adım attı. 4 Mart 1948 tarihinde satın aldığı ney ile ilk meşklerini Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Abdülbaki Dede’ nin oğlu Gavsi Baykara’ dan aldı. Daha sonra Necmeddin Okyay tarafından Resim-Heykel Müzesi müdürü, ressam ve neyzen Halil Dikmen’ e götürüldü. 21 Ocak 1949 tarihinden itibaren 15 yıl boyunca her perşembe günü ondan ney, resim ve ahlak dersi aldı. Mustafa Düzgünman’dan ebru ve cild sanatları ile fotoğrafçılığı öğrendi. 

Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde devam eden Niyazi Sayın, Neyzen Süleyman Erguner ile İstanbul Radyosu’nda icra ettiği saz eserleri ile Nevzat Atlığ’ın dikkatini çekince, 1954 yılından itibaren İstanbul Radyosu’nun müzik yayınlarında vazife almağa başladı. 1956 yılında Münir Nureddin Selçuk’un arzusu ile İstanbul Belediyesi Konservatuarı icra heyetine girdi. 1969 yılında kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’ nda öğretim görevlisi ve nefesli sazlar ana bilim dalı başkanı olarak görev yaptı.

2014 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü.
Niyazi Sayın, klasik batı müziği veya nota odaklı bir arşiv yerine, doğrudan icra (taksim) ve meşk kültürüne dayalı bir ekolün temsilcisidir. 

Niyazi Sayın, hayatı boyunca İstanbul'da yaşamış, geleneksel ney icrasında bir ekol olmuştur.
8 Ekim 2025 tarihinde, 98 yaşında, İstanbul'da öldü.

Pembe bir fasulyeye benzeyen, mercanlarda asalak yaşayan, kabuklu bir sülük...

Laura,
Pembe bir fasulyeye benzeyen, mercanlarda asalak yaşayan, kabuklu bir sülük.
Tatlı su ekosistemlerinde yaşayan kabuklu sülükler, segmentli vücut yapıları ve koruyucu dış iskeletleriyle dikkat çeken omurgasız canlılardır.
Kabuklu sülükler, genellikle tatlı su habitatlarında yaşayan ve vücudu segmentli bir yapıya sahip olan bir omurgasız hayvandır. Bilimsel adı Hirudinea olan sülüklerin bir alt grubunu oluştururlar. Adını, vücutlarını kaplayan ve koruyan sert, kitin benzeri bir dış iskelet veya kabuk benzeri yapıdan alırlar. Bu özellik, diğer sülük türlerinden ayrılmalarını sağlar. 
Kabuklu sülükler, genellikle yavaş hareket eden, yapışkan bir yapıya sahiptir ve beslenmeleri çoğunlukla diğer küçük su canlıları veya organik materyaller üzerinedir. Boyutları türe bağlı olarak değişmekle birlikte, genellikle birkaç santimetre uzunluğundadırlar.

Kabuklu sülükler, genellikle tatlı su ekosistemlerinde yaşarlar. Sakin, durgun sular onlar için ideal yaşam alanlarıdır. Özellikle bitki örtüsü zengin olan göllerde daha sık rastlanırlar. Yavaş akan nehir kısımlarında, taşların altında veya çamur birikintilerinde bulunabilirler. Hızlı akıntılı bölgelerden kaçınırlar. Nemli ve organik madde bakımından zengin olan bataklık ve sazlıklar, kabuklu sülüklerin beslenme ve barınma ihtiyaçlarını karşılar. Özellikle tropikal ve ılıman bölgelerdeki sulak alanlarda yaygındırlar. Asya, Afrika ve Güney Amerika'daki bazı bölgelerde çeşitli türleri gözlemlenebilir.


Laura ismi:
Latince kökenli bir isim olup defne ağacı veya defne yaprağı anlamına gelir.

İçine alan, kaplayan, kapsayan...

Şamil,
Şümul,
Arapça: şamil.
Kapsam,
Kaplam.
Kapsama,
Kucaklayan,
İçine almak.
Çok şeye birden örtü ve zarf olan.
İçine alan, kaplayan, kapsayan.
Çevreleyen, içine alan, ihtiva eden, kaplayan.
İçine alma, kaplama, kapsama, şamil olma.
Şamil, kapsayan, içine alan, dahil eden anlamına gelir. 
Bir kavramın içine aldığı varlık ve olayların bütünü, kapsam, kaplam. 
Kaplayan; içine alan, ihtiva eden, çevreleyen; fazla şeyleri veya kimseleri ilgilendiren.

Şamil sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Güçlü bilek anlamında da kullanılmaktadır. 
Kafkas lideri Şeyh Şamil.
Bir erkek ismi.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ