Su düzeyindeki sıra kayalar...

Resif,
Arapça: rasif.
Fransızca: récif,
İspanyolca: arrecife.
Su düzeyindeki sıra kayalar.
Su hizasına çıkmış sıra kayalar.

Su yüzüne kadar gelen sıralanmış kayalar.
Arapça, dalgakıran anlamındanki, rasif sözcüğünden alıntıdır.
Mercanların meydana getirdiği, su yüzüne kadar yükselen, gemiler için tehlikeli kayalık.
Resif, deniz suyunun yüzeyine yakın veya hemen altında yer alan sığ kaya veya mercan yığınlarına verilen isimdir.
Genellikle su yüzeyine yakın olmaları nedeniyle gemiler için büyük tehlike oluştururlar.
Resifler, genellikle kireçtaşı veya mercan iskeletlerinin birikimiyle meydana gelir ve canlıların yaşam alanlarına dönüşerek önemli ekosistemlere ev sahipliği yaparlar.

Resif teriminin başka anlamları:
Mercan kayası.
Denizde sığ kum şeridi, mercan kayalığı.

Resif türleri:
Kıyı (veya saçak) resifleri:
Doğrudan kıyıyı oluştururlar ve bazen kıyı ile resif arasında dar bir lagün bulunabilir.

Set resifleri:
Deniz seviyesine kadar yükselirler ancak kıyı çizgisinin açığında yer alırlar ve aralarında derin bir lagün bulunur.

Atoller:
Daire veya elipse benzer bir yapıya sahiptirler ve resiften oluşan halkanın genişliği nadiren bir kilometreyi geçer.

Mercan Resifleri: 
Sadece bir taş veya kaya parçası gibi görünseler de, aslında canlı organizmalardır. "Mercan polipi" adı verilen minik canlılar, sudaki kalsiyumu kullanarak sert dış iskeletler oluşturur.

Dövüşken iri koç veya teke...

Kösemen,
(Kösem).
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç veya teke; kösem:
Dövüşken iri koç veya teke.
Yol gösteren kılavuz.

Kösemen sözcüğünün başka bir anlamı:
Koç.
Yol gösteren kılavuz.
Dövüşken iri koç veya teke.
Borsada öncülük yapan hisse.
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç veya teke.
Çobana alışkın ve sürünün önünde giden dört yaşında keçi, ya da koyun.

Şaşılacak şey, hayrete şayan...

Dan,
Hayret, teaccüp.
Şaşma, şaşılacak şey.
Şaşılacak şey, hayrete şayan.

Dan sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Birinin kötülüğüne, arkasından.
İç donu, pantalon.
Seslenme ünlemi.
Sabah vakti, tan.
Sonuç, son.
Alın yazısı.
Yalan.
İstek.
Ters.

Tahtadan parçaları uç uca takılı üflemeli bir çalgı ...

Fagot,
Almanca: fagott.
İtalyanca: fagotto.
Fransızca: fagot,
Perdeli bir üflemeli çalgı.
Tahtadan parçaları uç uca takılı, uzun bir boru biçiminde, perdeli bir üflemeli çalgı.
Tahtadan parçaları uç uca takılı üflemeli bir çalgı.
Fagot, nefesli bir müzik aletidir ve genellikle orkestra ve bandolarda kullanılır.

Genellikle akçaağaçtan yapılır ve dört parçanın birleşmesinden oluşur. Kalak, çizme, bas ve kanat bölümlerinden oluşur. Boyu, 1,3 metre uzunluğunda olup, borunun açılmış haliyle 2,5 metreye ulaşır. Alet, 3,5 oktavlık bir ses alanına sahiptir. Orkestrada tek başına veya diğer nefesli çalgılarla birlikte bas partilerini çalar. Fagot, tahta nefesli çalgılar ailesinin en kalın sesli üyesi olan bir müzik aletidir.

Fagot, 16. yüzyıldan beri var olan bir enstrüman olup, modern tasarımı 19. yüzyılın başlarında François Devienne tarafından geliştirilmiştir.

Olay, vaka, bölüm, perde...

Episode,
Olay, vaka, 
Hadise,
Bölüm.
Epizot.
Perde,
Fıkra.
İngilizce kökenli episode kelimesi genel olarak televizyon dizilerindeki "bölüm" veya birbiriyle bağlantılı olaylar zincirindeki tekil bir "olay" ya da "hadise" anlamına gelir. 
Hastalıkta veya psikolojik durumda yaşanan geçici dönem, atak veya nöbet.
Bir roman, oyun veya tiyatro eserinde belirli bir bölüm veya olay.
Bağımsız veya dikkat çekici tek bir olay, hadise veya macera.
Bir dizi veya radyo programının bölümlerinden her biri.
Bir bütünün ayrıldığı parçalardan her biri, kısım.
Bir hastalık nöbeti veya kısa süreli bir olay.
Bir dizinin veya serinin tek bir bölümü. 

Bir üniversite veya yüksek okulda belli bir ilim veya meslek eğitimi yapan birimlerden her biri, departman, seksiyon.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ