Binicilik atlarını atlamak engellenirken, bir atlama ile esasen aynı yükseklikte iki istasyondan oluşan taşınabilir bir bariyer...

Okser,
(Oxer),
At yarışlarında kullanılan klasik engel.
At yarışında kullanılan klasik engele verilen ad.
Binicilik atlarını atlamak engellenirken, bir atlama ile esasen aynı yükseklikte iki istasyondan oluşan taşınabilir bir bariyer.
Binicilikte okser, atın hem yüksekliği hem de genişliği aşmasını gerektiren, birbirine paralel iki set dikmeden (maniden) oluşan bir engel türüdür. Sadece yüksekliğin ölçüldüğü; dik engellerin aksine, okserler, genişlik engeli (spread jump) olarak sınıflandırılır. 

Atın gücünü, uzanma kabiliyetini (scope) ve binicinin mesafeyi doğru ayarlama becerisini test etmek için yarışmalarda sıkça yer alır. Binicilik yarışma kurallarına göre, ısınma sahasında en az bir adet dik engel ve bir adet okser bulunması zorunludur.

Engel atlama disiplininde karşılaşılan temel okser türleri şunlardır:
Paralel Okser: 
Ön ve arka sırıkların aynı yükseklikte olduğu türdür. Atın en yüksek noktayı engelin tam ortasında yakalamasını gerektirdiği için teknik olarak zorlayıcıdır.

Yükselen (Basamaklı) Okser: 
Ön sırığın arka sırığa göre daha alçak olduğu türdür. Atın doğal atlayış kavisini (bascule) desteklediği için genellikle en kolay okser türü kabul edilir.

Kare Okser: 
Engelin yüksekliğinin genişliğine eşit olduğu paralel okser tipidir.

İsveç Okseri: 
Sırıkların "X" şeklinde çapraz yerleştirildiği, bir tarafın yüksek diğer tarafın alçak göründüğü yanıltıcı bir engeldir. Arka sırığın ön sırığa göre daha alçak olduğu, inişli okserler, at için optik yanılsama yarattığı ve tehlikeli olduğu gerekçesiyle resmi FEI yarışmalarında yasaklanmıştır.

Okser teriminin kullanılan başka anlamları:
Evcilleştirilmiş, hadım edilmiş boğa veya genel olarak sığırları ifade eden bir terim.
Norveççe bu kelime: Boynuzlugiller anlamına gelir.

Düğünde geline getirilen armağanlar gösterilirken söylenen söz...

Ebede,
Düğün günü geline verilen armağanlar.
Düğünde geline getirilen armağanlar gösterilirken söylenen söz.
Düğünde geline verilen armağanları toplayıp, göz önüne yayan kadın.

Ebede (Tatarca: Abada);
Ormanın ruhu. 
Tatarların inanışında yaşlı kadın kılığına bürünen, zararsız bir orman ruhudur. Genellikle ormanları koruduğuna inanılan efsanevi bir figürdür. Tatar mitolojisinde yaşlı bir kadına benzeyen masum bir ruhtur. Sibirya halklarının mitolojilerinde temsil edilmektedir. Ormanın kuşlarını, ağaçlarını ve hayvanlarını korur.

Irak sınır kapılarından biri...

Derecik - Zet,
Derecik - Mergesur,
Hakkari’nin Derecik ilçesi ile Erbil’in Soran ilçesindeki Mergesur kasabasını birbirine bağlar.
Irak ve Türkiye arasındaki sınır kapıları:
Şemdinli-Derecik (Hakkari)
Çukurca-Üzümlü (Hakkari)
Habur (Şırnak)
Gülyazı (Şırnak)

Irak ve Türkiye arasındaki ana sınır kapısı, Şırnak'ın Silopi ilçesinde bulunan Habur Sınır Kapısı'dır. Habur Sınır Kapısı (Şırnak/Silopi), en yoğun ve ana geçiş noktasıdır, Irak tarafında İbrahim Halil Sınır Kapısı'na bağlanır.
Gülyazı sınır kapısı kapalı olup aktif geçişler genellikle Habur ve Hakkari bölgesindeki kapılardan yapılmaktadır.

Irak-Türkiye sınırı veya IKBY - Türkiye sınırı 378 kilometre olup Ankara Antlaşması (1926) ile günümüze kadar gelmiştir. Türkiye'nin en uzun üçüncü kara sınırıdır. Türkiye sınırı resmi olarak Irak devleti ile birleşik olsa da fiili ve hukuki olarak Irak'a bağlı Kürdistan Bölgesel Yönetimi Irak ve Türkiye'yi ayırmaktadır. Türkiye sınırları içinde doğan Fırat ve Dicle nehirlerinin suları Suriye ve Irak'tan geçmektedir. 

Osmanlı mimarisinde caminin mahfilden itibaren kubbeye kadar olan çeşitli katlarından her biri...

Tabaka,

Kat, Katman,
Basamak,
Arapça: tabaka,
İtalyanca: tabacco,
Fransızca: couche, strate.
İngilizce: layer, covering.

Osmanlı mimarisinde caminin mahfilden itibaren kubbeye kadar olan çeşitli katlarından her biri.
Osmanlı camilerinde ana mekanın çevresinde yer alan, galeri niteliğinde katları ifade eder. 
Bu tabakaların bir kısmı hünkar mahfili olarak kullanılabildiği gibi, kadınların namaz kılması için de ayrılabilir. En üst tabaka, kubbe eteğini izler ve tek bir kişinin yürüyebileceği genişlikte, konsol olarak inşa edilmiş bir şerittir. 

Tabaka sözcüğünün başka anlamları:
Sınıf.
Sigara, tütün.
Tütün kabı.
Sigara konulan madeni kap.
Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu.
Ahırların üzerine yapılan ikinci kat.
Alt katı ahır olarak kullanılan iki katlı ev.
Birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri, katman.
Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş (kağıt).

Giysilerin üstüne giyilen, önü açık bir tür üstlük...

Dolama,
Dolamak işi.
Giysilerin üstüne giyilen, önü açık bir tür üstlük.
Entari gibi önü açık olan ve kavuşturularak üstüne kuşak bağlanan eski zamanlarda giyinilmiş çuha elbise.

Dolama sözcüğünün yörelerimize göre diğer anlamları;
Parmak uçlarında çıkan çıban.
Parmaklarda görülen iltihabi hastalık.
Tırnak etrafındaki yumuşak bölümlerin, bazen de kemiğin iltihaplanmasından ileri gelen ağrılı şiş.
Çeşitli eserlerdeki barok ve rokoko üslubunda iç içe süsleme motifi.
Cevizli tatlı türü.
Tepsi böreği.
Sarılmış bir şeyin her katı.
Başörtüsü, tülbent, yazma.
Poşu.
Sarık.
Mintan, gömlek.
Önlük, peştemal.
Entari.
Eteklik.
Bir cins kadın etekliği.
Basma yörük etekliği.
Bir çeşit hayvan hastalığı.
Bir yaşını bitiren erkek koyun.
Helezon şeklindeki çoban sopası.
Bayramlarda kurulan çocuk salıncağı.
Asma yaprağından yapılan sarma.
Sedir yastıkları üzerine örtülen dokuma örtü, yaygı.
Yufkanın içine ceviz koyup, tepsinin içine çörekleme dizerek yapılan bir çeşit tatlı.
Oklavaya sararak yuvarlatılmış yufkayı, tepsiye iç içe halkalar şeklinde döşedikten sonra pişirilen börek.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ