Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması...

Kazı,
Arkeoloji,
Hafriyat,
Abataj.
İngilizce: excavation, digging, 
Fransızca: excavation, foulle, abattage.
Almanca: ausgrabung,
Bir yeri kazma işi; hafriyat.
Arkeoloji, kısaca kazı bilimi demektir. Kazı bilimiyle uğraşan ilim adamı arkeolog.

Eski yapı kalıntılarını bulmak için kazıbilimcilerce toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılıp araştırılması.
Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması.

Arkeoloji sözcüğü dilimize kazıbilim olarak çevrilmiştir. Oysa, arkeolojinin amacı kazı yapmak değildir. Arkeolojide kazı arkeolojik kalıntıların ortaya çıkarılması, işlenmesi, kaydedilmesidir. Bir kazı alanı veya sit, tüm arkeolojik çalışmaların yapıldığı alandır. Bu konumlar bir proje sırasında bir seferde bir ila birkaç alan arasında değişir ve tüm çalışmalar, birkaç hafta ila birkaç yıl arasında yürütülebilir. Arkeolojik kazı ya da kısaca kazı, asırlarca toprak ya da su altında kalan ya da başka kültür kalıntılarınca örtülen her türlü arkeolojik yapı, belge ve diğer kalıntıları arkeolojik sit alanında arkeoloji bilimine uygun biçimde gün yüzüne çıkarmak için yapılan kazma işlemidir. Arkeolojik kazılar alan arkeolojisi adı verilen özel bir çalışma alanına girer.

Kazı sözcüğünün halk dilindeki başka anlamları:
Hak,
At etinden yapılmış sucuk.
Kazaklar'ın at etinden baharatsız ve bibersiz olarak yaptıkları sucuk.
Toprakta yatay ve düşey yarıklar açıp bu yarıklar arasında kalan toprak parçasını kamalar yardımıyla kaldırarak yapılan toprak düzenleme yöntemi. 
Töz, kömür ya da taşı yatak içinden koparma ve buna bağlı olarak yapılan ocak açma, ocakları doldurma, ateşleme işlemlerinin tümü. 
Çok derin olmayan yarıklar açarak yapılan bezeme türü.
Tahta, maden gibi şeyler üzerine yazı veya resim oyma işi, hak.

Malik, sahip, efendi...

Eye,
(İye),
Malik, sahip, efendi.
Sahip, koruyucu.

Eye sözcüğünün yörelerimizde halk dilindeki başka anlamları:
İngilizce: eye.
Göz (Arapça: ayn).
Göz çukurunda bulunan, iri bir bilye büyüklüğünde, görmeyi sağlayan küremsi bir organdır.
Eğer.
Baba,
Gerçekten.
Toplanma noktası,
Kaburga kemiği.
Yerel ağızlarda kaburga; eye, eyeği olarak geçer.
Evin, ailenin en sayılan kadını.
Erkeğin karısına sesleniş ya da hitap şekli,
İzlemek yatak istinadı, gözlemek, gözetme, 
Gözünü dikip bakmak, nazar.
İğne deliği, bakış.
Dikkatle bakmak.
Dişi kopça, 
Görüş.

Mayt da denilen bir tür eklembacaklı canlı...

Akar,
Mayt,
İngilizce: mite.

Akarlar,
Kırmızı örümcekler,
(Tetranychus urticae).
Kırmızı örümcekler bitkilere zarar veren, aslında böcek değil, eklem bacaklılar sınıfından akar (mite) türüdür. Sera, sebze ve meyvelerde yaprakların altında ince ağlar örerek bitki özsuyunu emerler. Yaprak altında ipek ağ örerek sararma ve kurumaya neden olurlar. 

Tetranychus urticae; 
Akar; mayt (mite).

Japonya da yetişen bir tür yaban turpu ve bu bitkiyle yapılan yeşil renkli ve çok acı hardal ...

Wasabi,

Japon Hardalı,
Japon Bayırturpu,
Japon Hardalı olarak da bilinen ve bayır turpundan elde edilen yeşil renkli macun. 
Japonya da yetişen bir tür yaban turpu ve bu bitkiyle yapılan yeşil renkli ve çok acı hardal.
Hardal, turpgiller (Brassicaceae) familyasından, tohumları baharat olarak kullanılan, sarı çiçekli, otsu bir bitkidir. On kadar farklı türü olmasına karşın üç ana türü genelde baharat olarak bilinir ve kullanılır. Beyaz hardal (Sinapis alba), kahverengi hardal (Brassica juncea) veya siyah hardal (Rhamphospermum nigrum) olabilir. Kırmızı hardal Hint hardalı olarak adlandırılır.


Mizuna (Japon Hardalı Otu): 
Mizuna (Brassica rapa nipposinica) adlı bitkiyi ifade eder. Marula benzeyen, tırtıklı yapraklı, hardal aromalı, yoğun yeşil (bazen kırmızı alacalı) bir yeşilliktir. Salatası yapılır, kavrulur, böreklere konur veya suşilerin yanında garnitür olarak kullanılır. Mizuna, Wasabi veya Karashi hardal ve yaban turpundan gelen ana baharatın tamamı aynı kimyasaldan (alil izotiyosiyanat) gelir.

Wasabi (Japon Hardalı): 
(Wasabi veya Karashi): Japon mutfağında hardal denildiğinde sıklıkla suşi yanındaki yeşil kök bitki olan Wasabi (Wasabia japonica) veya oldukça keskin, sarı renkli Karashi (Japon Hardal Sosu) hardalı kastedilir. Standart hardallara göre çok daha vurucu ve acı olan sarı bir hardal çeşididir. Keskin, burun yakan kokulu yeşil bir macun. Suşi sosudur. Suşi ve saşimi ile yenir. 

Siyah hardal ya da beyaz hardal bitkilerinin tohumları ya da bu tohumların öğütülmüş hâli baharat olarak kullanılır. Keskin ve yakıcı bir tadı vardır. Sos olarak ve soslara sarımsı renk vermek için zerdeçal ile birlikte kullanılır. Bütün haldeki hardal tohumları; turşu yapımında,  salamuralarda, et ve deniz ürünleri pişirmede kullanılabilir. Lahana turşusu yağlı salamuraları tatlandırmak için kullanılır. Hindistan'da tereyağında kızartılıp patlatılan tohumlar hoş kokuları ile garnitürlerde veya çeşni olarak yemeklerde kullanılır. Toz hardal da içeceklere ve fırında yapılan bazı yemeklere katılır.

Türkiye'de hardal yaygın olarak kullanılan bir baharat değildir. Piyasada bulunabilecek hardal sosları genellikle yerli veya ithal Amerika tipi hardallardır. Hardal tozu sirke ile karıştırılmışsa continental hardal, su ile karıştırılırsa İngiliz hardalı adını alır.

Özdeyiş...

Kelamıkibar,
Aforizm, 
Aforizma,
Motto.
Ülger, 
Özsöz,
Özlü sözler,
Düstur, şiar.
Vecize,
Özdeyiş,
Kısa, veciz söz.
Kısa ve manidar sözler.
İngilizce: aphorism. 
Fransızca: aphorisme, 
Almanca: aphorismus,
İtalyanca: motto.
Latince: muttum. 
Rusça: aforizm.

Bir kimse veya topluluğun amaç, ilke ve ülküsünü ifade eden kısa deyiş, düstur, şiar, vecize.
Özdeyiş derin anlamı olan geniş duygu ve anlatıların tek ve sloganımsı cümle şeklini almış halidir. Yani, derin duygu tasvirleri ve onlarca kelimeyle ifade edilmeye çalışılanın tek solukta çıkmasıdır.
Bir fikir veya duyguyu en kısa ve özlü şekilde anlatan ve genellikle kimin tarafından söylendiği bilinen söz, öz deyiş.
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz; vecize, ülger, kelamıkibar, aforizm, aforizma.
Bir büyük tarafından söylenmiş ve atasözü hükmüne girmiş hikmetli meşhur söz.
İbaresi kısa, manası geniş olan çok kıymetli söz, özlü söz. 

Özdeyiş, vecize, aforizma ya da özlü söz; düşünce, duygu ya da ilkeleri kısa ve öz bir biçimde anlatan sözlerdir. Kimi zaman motto, kelamıkibar ve ülger olarak da anılırlar. Özdeyişlerin söyleyeni genellikle bellidir; ancak bazı sloganlaşmış özdeyişlerin kim tarafından yaratıldığı bilinmeyebilir.
Özdeyiş, bir düşünceyi kısa ve özlü bir şekilde ifade eden sözlerdir. Vecize veya aforizma olarak da adlandırılır ve genellikle söyleyeninin kim olduğu bilinir.
Atasözlerinden farkı, anonim olmamasıdır. Deneyimlerden yola çıkarak bilgece mesajlar içerir.
Özdeyiş, diğer adıyla vecize, bir düşünceyi ya da fikri en kısa ve özlü şekilde anlatmaktır.

"Adalet evrenin ruhudur." 
(Ömer Hayyam).

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ