Tebeşir Dönemi olarak da bilinen mezozoik zamanın üç alt bölümünden sonuncusu...

Kretase,
Fransızca: crétacé.
İngilizce: cretaceous.
Almanca: kreide.
Kretase dönemi,
Tebeşir Dönemi,
Jeolojide, genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan 2. çağın son dönemi.

Tebeşir Dönemi olarak da bilinen mezozoik zamanın üç alt bölümünden sonuncusu. Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan İkinci Çağ'ın son dönemi. Kretase Dönemi, Mezozoik Zaman'ın üç alt bölümünden sonuncusu ve en uzun dönemidir. Günümüzden 143.1 milyon yıl önce başlayıp 66 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilir. Kretase, Tebeşir Dönemi olarak da bilinir. Bu döneme tarihlenen kayaçlarda bolca tebeşir bulunması, döneme bu adın verilmesine neden olmuştur.

Çiçekli bitkiler bu dönemde hızla çeşitlenmiş, dinozorlar karada hakimiyetini sürdürmüş ve ilk kuşlar ortaya çıkmıştır. Kretase - Tersiyer yok oluşuyla sona eren dönem, büyük bir asteroit çarpması sonucu kitlesel canlı kaybına yol açmıştır. Bu yok oluşta, uçamayan dinozorlar, teruzorlar ve büyük deniz sürüngenleri de dahil olmak üzere birçok grup ortadan kalktı. Bu olayın, Meksika Körfezi'ndeki Chicxulub Krateri'ni meydana getirmiş büyük bir asteroidin Dünya'ya çarpmasından kaynaklandığı bilimde geniş kabul görmektedir. Mezozoyik ve Senozoyik Zamanlar arasındaki kitlesel yok oluşta Kretase'nin de sonu olmuştur.

Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren,ruhsal kaynaklı sinir hastalığı...

Nevroz,
Sinirce,
Nevrotik bozukluk.
Ruhsal bozukluk.
Fransızca: névrose,
İngilizce: neurosis,neurotic disorder.
Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren,kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen,ruhsal kaynaklı sinir hastalığı; sinirce.
Çevresel baskıların ya da bilinç altında çatışma yaratan düşünce,duygu ve dürtülerin yol açtığı iç sıkıntısıyla baş edilememesine bağlı olarak gelişen ruhsal bozukluk.
Vücutta belirli bir bozukluk olmadan çevre ile çatışmalar sonucu ortaya çıkan ve sıkıntı, korku, kuruntu, saplantı gibi belirtilerle seyreden ruhi hastalık.
Çocukluk çağındaki cinsel yaşamın acı olaylarına bağlı ruh hastalığı.

Nevroz ya da sinir hastalığı, sürekli sıkıntı içeren fakat sanrı ya da varsanı içermeyen işlevsel akıl hastalıklarına verilen addır. Terim 1980 yılından itibaren Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı'ndan çıkarılarak Amerika Birleşik Devletleri'ndeki uzman ruh hekimliği topluluğu tarafından artık kullanılmamaktadır.

Nevroz, gerçeklik algısının kaybedilmediği ancak aşırı kaygı, stres ve içsel çatışmalarla belirginleşen ruhsal bozuklukların genel adıdır. Hafif veya orta şiddetli seyreden bu durumlarda birey, günlük yaşamında belirgin bir acı ve huzursuzluk hissetse de, dış dünyayla olan bağını korur ve işlevselliğini bütünüyle yitirmez.
Toplumsal tavır ve davranışları tutuklayan ve kişide ruhen hasta olduğu bilinciyle birlikte bulunan tinsel bir hastalık

Nevroz, gerçeklikle bağlantının kaybolmadığı, ancak yaşam kalitesini düşüren yoğun kaygı, korku ve sıkıntı durumlarını tanımlayan psikolojik bir terimdir. 
Nevroz teşhisi bir uzman tarafından koyulmalıdır.

Nevrozun bazı türleri:
Anksiyete nevrozu.
Fobik nevroz.
Obsesif nevroz.
Histerik nevroz.
Depresif nevroz.

Canlı maddelerin fiziksel ve kimyasal değişimi...

Nekroz,

Fransızca: nécrose,
İngilizce: necrose, necrosis.
Yunanca: necrosis.
Hücre ölümü.
Doku ölümü.

Hücrelerin ve dokuların ölmesi durumu.
Canlı maddelerin fiziksel ve kimyasal değişimi.
Canlı bir dokunun hücrelerinde meydana gelen ve onun ölümüyle sonuçlanan değişiklik, kangren.

Canlı dokuların ya da hücrelerin fiziksel, kimyasal ve morfolojik değişim sonucu ölümü.
Çeşitli etkenlere bağlı olarak temel hücre bileşenlerinin yapısal ve metabolik olarak ileri derecede yetersizliği sonucu ortaya çıkan hücre ölümü.
Nekroz, hücrelerin kontrolsüz şekilde ölmesiyle oluşan patolojik bir durumdur. Enfeksiyon, travma veya dolaşım bozuklukları gibi nedenlerle dokuların geri dönüşsüz hasar görmesine yol açar.

Nekroz (doku ölümü):
Bir veya daha fazla hücrenin, dokunun ya da organın geri dönüşsüz şekilde hasar görmesi sonucu meydana gelen patolojik (hastalık kaynaklı) hücre ölümüdür. Vücudun programlı hücre ölümü olan apoptozdan farklı olarak nekroz; tamamen kontrol dışı, ani ve dış etkenler sebebiyle meydana gelen zararlı bir süreçtir. Hücre zarı bütünlüğünü kaybederek patlar ve içindeki enzimler dışarı sızarak çevredeki sağlıklı dokularda enflamasyona (iltihaba) yol açar.
Nekroz, bir veya daha fazla sayıda hücrenin, dokunun ya da organın geri dönüşemez şekilde hasar görmesi sonucu görülen patolojik ölümdür.

Sınır...

Limit,
Sınır,
Uç boyu,
Hudut,
Marj,
Had,
Serhat,
Fransızca: limite,
İngilizce: limit.
Farsça: sinor,
Rumca: sinoro,
Yunanca: synoron.
Sırpça: sinor, 
Bulgarca: sinor,  
Gürcüce: sinori.

Sınır, limit;
Yunancadan alıntıdır.
Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya erişebileceği en alt veya en üst sınır, yer. 
Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük.
Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst sınır.
Olaylar ve süreçlerde, ulaşılması düşünülen son nicel değer.
Bir şeyin kapladığı, hakim olduğu yerin son çizgisi, son ucu.

Sınır sözcüğünün başka anlamları:
İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi; hudut.
Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.
Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi; uç, had.
Duvar.
Diz arkası.
Kaydırak oyunu.
Üzerine gaygana dökülen yoğurt yemeği.

Karasakız...

Zift,
Bitume,
Karasakız,
Kömür katranı, karasakız.
Arapça: zift,
Rusça: smola var.
Fransızca: fermeture éclair.
İngilizce: asphalt, pitch, bitumen, tar,
Katrandan elde edilen siyah ve parlak madde.

Katran ve diğer organik maddelerden elde edilen, katı, siyah, parlak madde, karasakız
Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde; karasakız, 
bitume.
Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde, kara sakız.
Kömür katranı, odun katranı ve petrolün damıtılması esnasında elde edilen, teknelerin kalafatlanmasında, çatı ve damlardan, kaldırım taşları arasından su sızmasını önlemede kullanılan, biraz ısınınca hemen yumuşayan, yapışkan, soğukken kırılgan, koyu siyah renkli madde, kara sakız.

Zift, kömür veya petrolün işlenmesi ile elde edilen siyah, yapışkan bir maddedir. Sıcakken erir ve sürülmesi kolaylaşır. Soğuduğunda ise sertleşir ve kırılgan hale gelir. Su geçirmez bir yapıya sahiptir.
Su sızıntılarını önlemek için çatı kaplamalarında ve binaların temel kısımlarında kullanılır. Asfalt üretiminde mıcır taşlarını birbirine yapıştırmak için temel malzeme olarak kullanılır. 

Eskiden beri gemilerin ahşap kısımlarını su geçirmez yapmak amacıyla kalafatlama (araları doldurma) işleminde kullanılır.Günlük Dildeki KullanımıZift kelimesi, renginin çok koyu ve siyah olması sebebiyle günlük hayatta benzetmeler için kullanılır. Örneğin; zifiri karanlık (çok koyu karanlık) veya zift gibi çay (çok koyu renkli ve demli çay) gibi ifadelerde sıklıkla karşınıza çıkar.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ