Parası, malı çok olan, zengin...

Varsıl,
Zengin.
Parası, malı çok olan, zengin, yoksul karşıtı.
Varsıl, parası ve malı çok olan, zengin anlamına gelir.
Ayrıca, istenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz anlamında da kullanılabilir.
Varsıl kelimesi, yoksulun karşıtıdır. 

Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela ...

Kartela,
İtalyanca cartella, cartello,
Kağıtçık, pusula, not.
Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela.
Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela. afiş.
Tuluat tiyatrolarında kapıya asılan tabela anlamında tarihi/yerel bir kaydı vardır.

Kartela sözcüğünün başka anlamları:
Tombala kartı.
Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart.
Duvar boyalarının tonlarını gösteren renk skalaları.
Tombala oyununda üzerinde sayılar yer alan kartlar.
Bir yazı içeren küçük levha ya da karton; piyango kartı.
Kumaşların renklerini, iplikleri ve doku çeşitlerini gösteren örnek kartları.
Boya, kumaş, halı vb. ürünlerin çeşitlerini küçük parçalar halinde gösteren liste.
Satıştaki ürünlerin bilhassa renk ve malzeme olarak mevcut örneklerini gösteren katalog.
Kartela, boya, kumaş, ip veya halı gibi ürünlerin renk, desen ve çeşitlerini küçük örnekler halinde gösteren çizelge, katalog veya karttır.

Babür İmparatoru, Ekber Şah döneminin Lilavati adlı matematik kitabı ile tanınan şair, alim ve düşünürü...

Feyzi Hindi,
Fevsi Hindi,
Ebül Feyz, 
(Ö. 1595 Agra-Ekberabad)
Ekber Şah döneminin önde gelen şair, alim ve düşünürlerinden.
Babür İmparatoru, Ekber Şah döneminin Lilavati adlı matematik kitabı ile tanınan şair, alim ve düşünürü. 
Feyzi  Hindi, Bedauni ve Molla Şirin’in de katkılarıyla Sanskritçe yazılmış olan Lilavati adlı matematik kitabı ile Mahabharata’dan bazı parçaları da Farsça’ya çevirmiştir.

1547 yılında Agra’da (Ekberabad) doğdu. Ailesi Arap asıllı olup Yemen’den Sind’e, daha sonra da Hindistan’a göç ederek Racastan’daki Nagevr’e yerleşmiş. Feyzi öğrenimini babası, Şeyh Mübarek'in yanında Agra'da yaptı. Ekber Şah’ın yanına, saraya alındı. Sarayda  mansabdarlık görevi yaptı. Sonra Ekber Şah’ın oğlu Şehzade Danyal’in mürebbiliğine tayin edildi. Feyzi, 1585 yılında Peşaver’daki bir sefere katıldı.  1588 yılında Ekber Şah ile birlikte Keşmir’e gitti. 15 Ekim 1595 tarihinde Agra’da öldü. Kütüphanesinde bulunan çoğu müellif hattı 4600 cilt kitabın büyük bir bölümü ölümünden sonra Ekber Şah’ın emriyle imparatorluk kütüphanesine nakledilmiştir. 

Lilavati, Hint matematikçi Bhaskara II tarafından 12. yüzyılda yazılmış bir matematik kitabıdır. Bhaskara II, bu eseri kızı Lilavati'ye ithaf etmiştir. Leelavati Ödülü, matematikte kamuya ulaşımda olağanüstü katkılar için verilen bir ödüldür. Adını, Bhaskara Acharya olarak da bilinen Hint matematikçi Bhaskara II tarafından yazılan aritmetik ve cebire adanmış 12. yüzyıl matematik incelemesi  Lilavati' den almıştır. Bu eserin Ortaçağ Hindistan'ında aritmetik ve cebir öğrenmenin ana kaynağı olduğu görülmektedir. Eser Farsçaya da çevrilmiş ve Batı Asya'da etkili olmuştur.
Lilavati; 
oyuncu, zarif, büyüleyici kadın demektir.

Leelavati Ödülü:
Bu tarihi eserin anısını yaşatmak için, Uluslararası Matematik Birliği (IMU) tarafından her dört yılda bir Leelavati Ödülü verilir. Bu ödül, matematiğin kitlelere sevilmesini sağlayan ve matematiksel iletişimde olağanüstü başarı gösteren kişilere takdim edilir. Bu prestijli ödül Türkiye'de dünyaca ünlü matematik profesörü Prof. Dr. Ali Nesin'e, 2018 yılında Leelavati Ödülü'ne layık görülmüştür. İzmir'in Şirince köyünde kurduğu, dünyada eşi benzeri pek olmayan Nesin Matematik Köyü projesi ödülün en büyük gerekçesi oldu.

Gözaltında olan...

Enterne,
Fransızca: interné.
İngilizce: interned.
Latince: internus.
Gözaltında olan.
Nezarete almak.
Göz altında (olan).
Gözaltına alınan, tutuklanan.
Bir yere kapatılan, gözaltında olan.
Zorunlu ikamete mahkum olunmuş.
Gözaltına almak, etkisiz duruma getirmek.
Bir yere kapatmak, zorunlu ikamet ettirmek.
Belirli bir yerde oturmağa mecbur edilen yahut gözaltına alınan kimse.
Güvenlik kuvvetleri birini belli bir süre, belli bir yerde tutmak, nezarete almak.

Enterne etmek:
Gözetlemek.
Göz altına almak.
Hapis etmek, hapsetmek.
Göz altında tutmak, göz altına almak.
Bir yere kapatmak, zorunlu ikamet ettirmek.
Güvenlik kuvvetleri birini belli bir süre, belli bir yerde tutmak.

Şırınga ile vücuda ilaç verme...

İçitim,
İç itme,
Zerk,
İç itme, iç itim.
Arapça: zerk,
İngilizce: injection.
Vücuda şırınga ile sıvı verme işi, zerk.
Vücuda şırınga ile sıvı verme işi; iç itme, iç itim.

Şırınga:
İtalyanca: siringa,
İngilizce: syringe
Enjektör.
Havayı, sıvıları emmeye veya itmeye yarayan alet.
Şırınga, bir tüp, tüpün içerisinde hareket eden bir piston ve ince bir ağızlıktan meydana gelen, gaz ve sıvıları vakumla içine emerek ince bir hat halinde püskürten cihaz. Ucuna iğne takılmış şırınga kısaca iğne olarak adlandırılır. Şırınganın açık ucuna, akışı kovanın içine ve dışına yönlendirmek için bir hipodermik iğne, meme veya hortum takılabilir.

Şırıngalar klinik tıpta sıklıkla anestezi ve enjeksiyon yapmak, damar içi ilacı kan dolaşımına vermek için kullanılır. Ayrıca şırınga tutkal veya kayganlaştırıcı gibi bileşikleri uygulamak ve sıvıları çekmek veya ölçmek için, bahçe işlerinde ve mutfakta da kullanılır.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ