Canlı maddelerin fiziksel ve kimyasal değişimi...

Nekroz,

Fransızca: nécrose,
İngilizce: necrose, necrosis.
Yunanca: necrosis.
Hücre ölümü.
Doku ölümü.

Hücrelerin ve dokuların ölmesi durumu.
Canlı maddelerin fiziksel ve kimyasal değişimi.
Canlı bir dokunun hücrelerinde meydana gelen ve onun ölümüyle sonuçlanan değişiklik, kangren.

Canlı dokuların ya da hücrelerin fiziksel, kimyasal ve morfolojik değişim sonucu ölümü.
Çeşitli etkenlere bağlı olarak temel hücre bileşenlerinin yapısal ve metabolik olarak ileri derecede yetersizliği sonucu ortaya çıkan hücre ölümü.
Nekroz, hücrelerin kontrolsüz şekilde ölmesiyle oluşan patolojik bir durumdur. Enfeksiyon, travma veya dolaşım bozuklukları gibi nedenlerle dokuların geri dönüşsüz hasar görmesine yol açar.

Nekroz (doku ölümü):
Bir veya daha fazla hücrenin, dokunun ya da organın geri dönüşsüz şekilde hasar görmesi sonucu meydana gelen patolojik (hastalık kaynaklı) hücre ölümüdür. Vücudun programlı hücre ölümü olan apoptozdan farklı olarak nekroz; tamamen kontrol dışı, ani ve dış etkenler sebebiyle meydana gelen zararlı bir süreçtir. Hücre zarı bütünlüğünü kaybederek patlar ve içindeki enzimler dışarı sızarak çevredeki sağlıklı dokularda enflamasyona (iltihaba) yol açar.
Nekroz, bir veya daha fazla sayıda hücrenin, dokunun ya da organın geri dönüşemez şekilde hasar görmesi sonucu görülen patolojik ölümdür.

Sınır...

Limit,
Sınır,
Uç boyu,
Hudut,
Marj,
Had,
Serhat,
Fransızca: limite,
İngilizce: limit.
Farsça: sinor,
Rumca: sinoro,
Yunanca: synoron.
Sırpça: sinor, 
Bulgarca: sinor,  
Gürcüce: sinori.

Sınır, limit;
Yunancadan alıntıdır.
Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya erişebileceği en alt veya en üst sınır, yer. 
Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük.
Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst sınır.
Olaylar ve süreçlerde, ulaşılması düşünülen son nicel değer.
Bir şeyin kapladığı, hakim olduğu yerin son çizgisi, son ucu.

Sınır sözcüğünün başka anlamları:
İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi; hudut.
Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.
Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi; uç, had.
Duvar.
Diz arkası.
Kaydırak oyunu.
Üzerine gaygana dökülen yoğurt yemeği.

Karasakız...

Zift,
Bitume,
Karasakız,
Kömür katranı, karasakız.
Arapça: zift,
Rusça: smola var.
Fransızca: fermeture éclair.
İngilizce: asphalt, pitch, bitumen, tar,
Katrandan elde edilen siyah ve parlak madde.

Katran ve diğer organik maddelerden elde edilen, katı, siyah, parlak madde, karasakız
Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde; karasakız, 
bitume.
Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde, kara sakız.
Kömür katranı, odun katranı ve petrolün damıtılması esnasında elde edilen, teknelerin kalafatlanmasında, çatı ve damlardan, kaldırım taşları arasından su sızmasını önlemede kullanılan, biraz ısınınca hemen yumuşayan, yapışkan, soğukken kırılgan, koyu siyah renkli madde, kara sakız.

Zift, kömür veya petrolün işlenmesi ile elde edilen siyah, yapışkan bir maddedir. Sıcakken erir ve sürülmesi kolaylaşır. Soğuduğunda ise sertleşir ve kırılgan hale gelir. Su geçirmez bir yapıya sahiptir.
Su sızıntılarını önlemek için çatı kaplamalarında ve binaların temel kısımlarında kullanılır. Asfalt üretiminde mıcır taşlarını birbirine yapıştırmak için temel malzeme olarak kullanılır. 

Eskiden beri gemilerin ahşap kısımlarını su geçirmez yapmak amacıyla kalafatlama (araları doldurma) işleminde kullanılır.Günlük Dildeki KullanımıZift kelimesi, renginin çok koyu ve siyah olması sebebiyle günlük hayatta benzetmeler için kullanılır. Örneğin; zifiri karanlık (çok koyu karanlık) veya zift gibi çay (çok koyu renkli ve demli çay) gibi ifadelerde sıklıkla karşınıza çıkar.

Şırası alınmış üzüm posası...

Şif,
Ermenice: şiv.
Sebze, meyve posası.
Şırası alınmış üzüm posası.
Tane (genellikle üzüm için).
Meyve posası.
Sebze posası.

Çipuro:
Yunanistan'a özgü damıtılmış bir içkidir. Yaş üzüm posasından üretilir ve yüksek alkol oranıyla dikkat çeker. Uzo'dan farklı olarak anason içermez, bu yönüyle Türkiye'deki rakıya benzer ancak daha sert bir tada sahiptir.

Şif sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Pamuk kozası.
Pamuktan ayrılmış kabuk.
Sel suyu.
Tarla içinde biriken su.
İçinde az su bulunan otlu ark, dere.
İçinde biraz su bulunan sazlık veya tarla.
Soğan, sarmısak, pırasa gibi bitkilerde çiçek sapı.
Kapı eşiği, pencere kıyısı.

Eli çabuk, becerikli kimse...

Cilasun,
Ellek,
Pratik, 
Marifetli,
Kıvrak,
Eli çabuk, becerikli kimse.
Eli çabuk ve becerikli kimselere cilasun denir. 
Bunun yanı sıra pratik ve işe yatkın anlamında halk dilinde ellek kelimesi de kullanılır. 
Günlük kullanımda daha çok becerikli, pratik, marifetli veya kıvrak ifadeleri tercih edilir.

Cilasun sözcüğünün baika anlamları:
Yiğit kimse.
Yiğit, kahraman.
Alp,
Şarih,
Batur,
Er,
Pehlev,
Neriman,
Bahadır,
Cesur,
Konur,
Babayiğit,
Dilaver,
Asüd, Yiğitler, kahramanlar.
Celadet, Yiğitlik, Kahramanlık.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ