İçerisinde kalıp yapılan iç tarafı kaplı, bir tarafı açık tepsi şeklinde dizgi aleti ...

Gale,
Fransızca: galee
Kalıp yapılan tepsi şeklindeki dizgi aleti.
İçerisinde kalıp yapılan tepsi şeklindeki dizgi aleti.
İçerisinde kalıp yapılan iç tarafı kaplı, bir tarafı açık tepsi şeklinde dizgi aleti.

Üzerine elle veya mekanik olarak tipografi dizgi satırları yerleştirilen madeni levha.
Kenarlarından ikisi üzerinde bir gönye bulunan ve üzerine elle veya mekanik olarak tipografi dizgi satırları yerleştirilen madeni levha.

Gale sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Kale.
Sincap.
Hizmetçi.
Kaba (kimse).
Manda yavrusu.
Mesuliyet, sorumluluk.
Yassı çakıl, kaydırak taşı.
Domuzun burnundaki şişkin yer.
Herşeye üzülmeyen, kaygısız (kimse).
Masa veya karyola ayağına takılan tekercik.
Kuzey ılıman kuşağında yetişen, acı ve gösterişli yapraklara sahip bataklık çalısı (Myrica gale).

Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç...

Varagele,
İngilizce: cableway, rope ferry, trolley.
Bir hat üstünde gidip gelen taşıt.
(Gide gele),
Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç, halat.
Getirip götürme halatı.
Gerilmiş halatla taşıma.
İki nokta arasında ulaşımı sağlayan bot, kayık.
İki nokta arasına gerilen ve ulaşımı sağlayan ip.

İki nokta arasında düz bir hat üzerinde gidip gelmeyi sağlayacak şekilde gerilmiş urgan veya halattan meydana gelen taşıma düzeneği.

Varagele; iki yüksek nokta arasına gerilen sağlam bir halat veya tel üzerinde, makaraya bağlı bir sepet veya iskemle ile insan ve eşya taşımaya yarayan sistemdir.
Fırtına veya kaza anlarında gemi ile kıyı ya da iki gemi arasında kurtarma yapmak için kurulan halatlı sisteme varagele denir.
Genel olarak bir şeyi bir noktadan diğerine çekerek götürüp getirmeye yarayan araç anlamına gelir.

Bir teleferik mantığıyla çalışan varagele sistemi en basit anlamıyla şöyledir: Yüksek bir noktadan diğerine kalın bir ip bağlanır. Bu ipin üzerine bir makara yerleştirilir. Makaranın altındaki sepete yük veya insan konulur. İpler yardımıyla bu sepet bir uçtan diğer uca çekilir.

Varagele sözcüğünün halk dilinde başka anlamları:
Belirsizlik.
Mecaz anlamda; belirsizlik.
Doğu Karadeniz yöresine özgü, düz horon da denilen halk oyunu.
Artvin yöresine özgü, düz horon da denilen bir halkoyunu.
İkinci Dünya Savaşı'nda müttefiklerin çok sık uyguladığı bombardıman yöntemi.

Dişlerin minesini meydana getiren madde ...

Adamantin,
İngilizce: adamantine, unyielding, immovable.
Fransızca: adamantin.
Sarsılmaz; delinmez ; elmas gibi sert ve parlak anlamındadır.
Elmas gibi sert ve parlak.
Çok sert, çelik veya elmas gibi.
Elmas parlaklığında.
Tıpta diş protezleri ve ortopedik implantlar gibi alanlarda kullanılan yüksek performanslı bir malzemedir. 

Antik Yunancada elmas anlamına gelen adamas sözcüğünden türetilmiştir. Diş minesine ait yapıları veya diş minesini oluşturan dokuları tanımlamak için tıbbi bir terim olarak kullanılır.
Adamantin elmas gibi çok sert, delinmez, bükülmez veya sarsılmaz anlamına gelen bir sıfattır. Anatomide diş minesiyle (dişin dış koruyucu tabakasıyla) ilgili durumlarda yok edilemez metalleri tanımlamak için kullanılır. 

Diş minesi:
Latince: Substantia adamantinea,
İngilizce: Enamel.
Diş minesi oluşumu sırasında organik maddeleri salgılayan, olgunlaşma sırasında ise emme ya da nakletme görevini üstlenen epitel hücrelere ameloblast hücre denir. Ameloblast hücreleri ektoderm adı verilen bir tabakadan orijin alırlar, diferansiye olarak dişte ileride oluşacak olan mine dokusunun dışında tek sıra halinde dizilirler.

Diş minesi %95-98 inorganik, %1 organik materyalden ve %4 sudan oluşmuştur. İnorganik
maddeler apatit kristalleri şeklindedirler. Apatit kristalleri kimyasal olarak kalsiyum
karbonat ve kalsiyum hidroksitten oluşmuştur. Minede bulunan Ca(OH)2 'in OH(hidroksil) ionları Fluor iyonları ile yer değiştirerek flour apatiti (kalsiyum florür) meydana getirirler. Hidroksil apatit inorganik yapının %90 'ını meydana getirir. Diş minesi dokusunun rengi 3 değişik beyaz tonu gösterir. Süt dişleri minesi mavimsi beyaz iken, daimi dişlerde sarımsı beyaz veya grimsi beyazdır.

Mikrop kapmasını önlemek için kullanılan güçlü bir antiseptik..

Tentürdiyot,
İyot tentürü,
Fransızca: teinture d'iode.
Mikrop kapmasını önlemek için bir kesik veya sıyrığa sürülen iyot tentürü.
Bir kesiğe, bir sıyrığa mikrop kapmasının önüne geçmek için sürülen iyot tentürü.
Cilt üzerindeki küçük kesik, sıyrık ve yaraların temizlenmesinde enfeksiyon riskini önlemek amacıyla kullanılan iyot bazlı güçlü bir antiseptik solüsyondur. 

Formülünde genellikle %2 iyot, %2.5 sodyum iyodür ve çözücü olarak etil alkol barındırır. Bakteri ve mikroorganizmaların %99.88'ini hızlıca yok ederek uygulandığı bölgede uzun süreli hijyen sağlar. Bilinenin aksine tentürdiyot asla açık, derin veya kanamalı yaranın üzerine doğrudan dökülmemelidir. İçerdiği alkol ve yüksek iyot oranı sağlıklı canlı hücreleri yakarak öldürür ve doku hasarına yol açar. Yaranın iyileşme sürecini ciddi derecede geciktirir.

Yaralı bölgenin etrafını temizleyin ve kurulayın. Temiz bir pamuk veya gazlı beze az miktarda tentürdiyot damlatın. Solüsyonu sadece yaranın etrafındaki sağlam cilde nazikçe sürün. Bu sayede yara çevresindeki mikroplar ölür ve açık yaraya dışarıdan bakteri girmesi engellenir. 

Günümüzde geleneksel tentürdiyot yerine can yakmayan ve dokuya zarar vermeyen Batikon (Povidon İyot) kullanımı daha yaygındır. Sadece harici (cilt üzeri) kullanım içindir. Asla yutulmamalıdır. Göz, ağız içi, burun içi gibi hassas mukoza tabakalarına temas ettirilmemeli. Bebeklerde, çocuklarda ve tiroid hastalarında doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Ciltte geçici olarak bıraktığı kahverengi renk tamamen normaldir.

Aşırı tahriş edici etkisi nedeniyle günümüzde kullanımı azalmıştır. Polivinilpirolidon iyot gibi daha az zararlı alternatifler tercih edilmektedir. Özellikle cilt enfeksiyonlarında ve cerrahi hazırlıklarda kullanılırdı. Ancak tiroid hastaları, hamileler ve yenidoğanlarda uzun süreli kullanımı önerilmez.

İslam geleneğinde Hz. Muhammed'in Miraç gecesinde Cebrail ile birlikte yükselirken kullandığı yeşil renkli nurdan ipek döşek veya yaygı benzeri manevi bineğe verilen ad...

Refref,
Burak,
Arapça: refref.
Manevi bir binek.
İnce, yumuşak kumaş, bir çeşit döşek.
Miraç Gecesi’nde Hz. Muhammed’i taşıdığı rivayet edilen binek.
Hazreti Muhammed'in Miraç'a çıkarken bindiği bineklerden biri.
Peygamber Efendimizin Miraç esnasında bindikleri cennet yaygısı.
Mîraç’ta Hz. Muhammed’in üzerine bindiği, onu Allah’ın huzuruna götüren binek.
İslam geleneğinde Hz. Muhammed'in Miraç gecesinde Cebrail ile birlikte yükselirken kullandığı yeşil renkli nurdan ipek döşek veya yaygı benzeri manevi bineğe verilen ad.
Miraç Gecesi'nde Hz. Muhammed'i taşıdığı rivayet edilen, beyaz renkli ve olağanüstü hızlı bir binektir.

Refref sözcüğünün başka anlamları:
Döşek.
Cennet.
Yeşil elbise.
Kenar saçağı.
Temiz, berrak.
Yumuşak kumaş.
Döşek, minder, yastık.
İnce yumuşak kumaş.
Kuşu çok olan çimenlik, kır.
Dalları salkım salkım olan ağaç.
Kuş kanadının tüyü, kenar saçağı, dalları yere sarkmış ağaç vb. şeylerin sarkan kısmı, saçak.

Refrefe:
(Kuş) Kanatlarını çırpma, kanat sesi.
Bir çeşit ince yeşil kumaş.

Burak:
Arapça kökenli bir erkek ismi olup yıldırım, şimşek veya parıldamak, ışıldamak,  anlamlarına gelir. İslam kültüründe önemli bir yere sahiptir. Hz. Muhammed'in Miraç'ta kullandığı binek olarak bilinir.
İffetli erkek; namuslu, ahlaklı, terbiyeli, haramdan ve nefsin aşırı cinsel arzularından kaçınan, edep ve haya sahibi kişi demektir.

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ